Olmasını çok istediğimiz bir şey vardır. Hayal eder, umutlanır, olacağına inanır, heyecanlanırız. Hatta bazen biraz daha ileri gider, olacağına kesin gözüyle bakarız. Olmama ihtimalini düşünmeyiz bile. Düşünmek istemeyiz. Çünkü ihtimali bile kötü hissettirir. Biri gelip hatırlatmak isterse bu ihtimali, hemen tepki gösteririz. Kendi zihnimiz hatırlatmaya çalıştığında yine itiraz ederiz. Hayır, deriz, olumlu düşün, olumlu olsun. O gün gelir, hayalini kurduğumuz, belki de üzerine gelecek planları yaptığımız o şey, olmamıştır. Oysa o kadar emindik ki olacağına. İşte kocaman bir boşluk ve o boşluğun içinde hayal kırıklığımız ile biz. Beklenti ne kadar yüksek olursa, hayal kırıklığı da o kadar büyük olur. Herkeste farklı duygularla ve tepkilerle tezahür eder hayal kırıklığı. Kimi üzülür, kimi öfkelenir, kimi inkâr eder, kimi suçu başkalarına atar, kimi kendini suçlar. Başlarda verilen tepkiler, hissedilen duygular gayet normaldir. Bunların farkına varmak, kabul etmek gerekir. Tam da şimdiki zaman farkındalığı denilen şey. Ancak bu durum günlük hayatı olumsuz yönde etkilemeye başladıysa, artık kontrolü ele almanın zamanı gelmiş demektir.

Bunun bir deneyim olduğunu kendine hatırlat
Bu hayatta yaşadığımız her şey aslında birer deneyim. Sadece zaman zaman bunu hatırlamaya ihtiyacımız var. Sonrasında, yaşanılan durumu olduğu gibi kabul etmek çok daha kolay olacaktır. Çünkü bunu bir deneyim olarak gördüğünde, istediğin şeyin olmamasına üzülmeyi, öfkelenmeyi bir kenara bırakıp, bu deneyimden dersler çıkarmaya, gelecekte neler yapabileceğine bakmaya başlarsın. Tabii ki hayal kırıklığının yarattığı duyguları yok saymadan, üstünü örtmeye çalışmadan. Yani ihtiyacın olan motivasyonun başlangıç noktası belki de burasıdır.

Şimdiki zamana dön
Hayal kırıklığı, belli bir noktadan sonra şimdiki zamana ait bir durum olmaktan çıkar. Yaşadığımızın üzerinden günler, haftalar ve hatta aylar geçmiştir. Bizse hâlâ sık sık üzerine düşünmeye, üzülmeye, öfkelenmeye devam ediyoruzdur. Şimdiki zamanda ne olduğunun farkında bile olmadan. Belki yürüyüşteyiz o sırada, belki bir şeyler izliyoruz, belki de yemek yapıyoruz. Bedenimiz orada ama zihnimiz nerelere gitmiş. İşte bu durumu fark ettiğin an hemen nefesine dön. Birkaç derin ve yumuşak nefesle, o an ne hissediyorsun, bedeninde neler oluyor bir bak. Ardından şimdiki zamanda hangi eylemi gerçekleştiriyorsan, farkındalıkla ona devam et.

Olmasını istediğin şeyin gerçekçi olup olmadığını gözden geçir
Hani başta olumsuz düşüncelere kulak tıkamıştık ya, işte şimdi dönüp oralara tekrar bakmanın zamanı geldi. Henüz gerçekleşmemiş bir şeyin, kesin olacakmış gibi gözükse bile, her zaman için gerçekleşmeme ihtimali vardır. Bu ihtimal yüzde bir bile olsa. Öncelikle hayal ederken yok saydığın bu ihtimalle dürüstçe yüzleş. Tabii ki eğer gerçekten yok saydıysan. Sonra dur, sakince düşün, tüm detaylarıyla analiz et. Belki fazla yüksekten uçmuşundur. Belki daha zamanı değildir. Belki şartlar henüz olgunlaşmamıştır. Belki olması için yeterince çaba harcamamışındır. Belki başka şekilde denemen gerekiyordur. Belki yaşadığın bu deneyim, farklı şeylere yönelmen için sunulan bir fırsattır. Belki henüz hazır değilsindir. Tüm bu durumları, bahane üretmeye çalışmadan, samimiyetle değerlendir. Eğer ki “zaten bana göre değildi,” gibi cümleler kurarken yakalarsan kendini, büyük ihtimalle bahane üretiyorsundur. Evet, belki gerçekten sana göre değildi. Sen yine de bundan da emin olmaya çalış.

Günlük rutinlerine devam et
Acele etme. İçinde bulunduğun boşluktan apar topar çıkman gerekmiyor. Önce hayal kırıklığını doyasıya yaşa. Hem öyle hemen çıkmaya çalışırsan, hiç ummadığın bir anda yine kendini o boşluğun içinde bulabilirsin. Son günlerin popüler konularından biri olan yas süreci gibi aslında. Süreç, yaşamaktan kaçarak tamamlanmıyor. Bu yüzden eğer başlarda hiç içinden gelmezse günlük rutinlerini uygulamak, zorlama kendini. Sonra yavaş yavaş iradeni ortaya koy ve rutinlerine geri dön. Bunun zamanlamasını en iyi kendin ayarlayabilirsin. Ne çok fazla baskı yap kendine, ne de konfor alanında kal. Sana en iyi gelen şeyden başlayabilirsin. Ama birden yüklenme. Mesela normalde her gün spor yapıyorsan, haftada bir ya da iki gün ile başla, sonra yavaş yavaş artır ve eski rutinine dön. Hatta minik tapaslar da uygulayabilirsin. Bu hem iradeni güçlendirir, hem de iyi hissettirir, motive eder. İspanya’nın meşhur yemeği olan tapastan bahsetmiyorum tabii. İstersen onu da yapabilirsin, o ayrı. Burada bahsettiğim tapas, yoganın sekiz basamağından niyamaların alt kollarından biri. İrade ve kararlılık çalışması. Bunu kendine iyi gelmeyen ama bağımlılık haline gelmiş alışkanlıkların için de yapabilirsin, iyi gelen ama içinden geçtiğin bu süreçte yapmak istemediğin şeyler için de. Örneğin kahve içme alışkanlığın varsa ve bu sana iyi gelmiyorsa, bir gün boyunca hiç kahve içmeme tapasını uygulayabilirsin. Sonra belki iki gün, belki üç gün, belki daha uzun bir süre. Ya da resim yapmak sana çok iyi geliyorsa ama bu dönemde canın istemiyorsa, günün tapasını resim yapmak olarak belirleyebilirsin.

Eyleme geç
Evet, şimdi ne yapıyoruz? Kendine ve çevrendekilere bu soruyu sorarak başlayabilirsin. Kaldığımız yerden devam etmenin, yeni planlar yapmanın zamanı geldi. Bizi hayal kırıklığına uğratan şeyi samimiyetle analiz ettik, bu deneyimden dersler çıkardık, yanlışlarımızı, eksiklerimizi gördük. Şimdi sıra bir sonraki adımda. Belki aynı şey için çabalamaya devam edeceğiz, belki de başka bir alternatif bulmaya çalışacağız. Bizi hayal kırıklığına uğratan şey bir arkadaşımızın davranışıysa, gidip ona bunu söyleyeceğiz belki. Suçlayan bir yerden değil, samimi bir yerden. Konuşacağız, dinleyeceğiz, paylaşacağız, üreteceğiz. Farklı fikirlere, farklı bakış açılarına açık olacağız. Her an yepyeni bir fırsatın karşımıza çıkabileceğini hep bileceğiz. Ve umudumuzu asla kaybetmeyeceğiz. Çünkü insan umutla yaşar.


















