Kentten köye göç yükselişte, eyleme geçmenin ötesinde bunun muhabbetini yapmak daha mı popüler ne? : )
3. Nesil kahvecilerde en çok konuşulan konulardan biri şehirden kaçıp kırsala yerleşmek şu sıralar… Yuutup’tan, modern yaşamı bırakıp Heidi moduna geçen, al yanaklı gençlerin videolarını izleyip iç geçirenler güruhuna sen de katıldıysan, bu yazıda “yaşanmış bir hikayeden…” başlığı altında aktarımlar bulacaksın, işine yarayabilir, hoşuna gidebilir, biraz rahatsız edebilir bir yandan da harekete geçmek için kurtlandırabilir. Bu yola nasıl çıkmıştık önce oradan başla istersen.
Köyde Ne Var Ne Yok?
Arkadaşlar köy derken gerçekten köyden bahsediyorum, öyle kasaba tadında, doğal gazın olduğu ya da deniz kenarı modern yazlık yerlerle ilgili bir yazı değil bu. Bizim köyümüzde doğal gaz yok, topraklı elektrik sistemi yok, musluktan su içilmiyor, yürüme mesafesinde büyük market yok, PTT dışında kargo getiren firma yok işte o tarz bir yer burası.
Köyde ne var derseniz mis gibi hava var, doğa var, mucize gibi renkler var, hayvanlar var, sessizlik var, doğal beslenme imkanlarına yakınlık var, eker biçersen verimli toprak var, birazcık şanslıysan gerçekten samimi komşuluk ilişkileri var.
Evden dışarı çıkınca toprağa basıyorsun, ağaca sarılıyorsun, “bir şeyin parçası olma” hissiyatı, güven hissiyatı kaplıyor seni, bu harika bir şey.

Peki, her gün huzurla doluyor musun? İşte o konuda, her zaman için garanti yok… Çünkü galiba huzur denen şey sadece alanla ilgili değil, insanın içinde de olan bir şey. Bir köy ozanı Keçiperver’in dediği gibi: “Elim ayağım toprağa değiyor diye beni çok mutlu sanıyorlar ama öyle bir şey yok.”
Ee Heidi yanaklı yutup videoları çeken gençler yalan mı söylüyor? Onlar da mı mutsuz? Tabii ki öyle bir şey yok illa ki doğa şifa veriyor ama herkesin alma şekli, zamanı falan farklı oluyor.
Huzurlu iç alanı yaratabilmeni kolaylaştırıyor köy çünkü şehrin gürültüsü, kaosu, kirliliği olmayınca iç sesini duymak, içte araştırma yapmak kolaylaşıyor. Bu noktada şöyle bir handikap var, iç alanda uzun süredir temizlik yapılmadıysa toz almanız gerekir baştan söyleyeyim…

“Köylü Gerçek Kesit” İftiharla Sunar!
Köyler güzel diye de hayvan gibi şeapmayın arkadaşlar, mis gibi orman dokusunu bozacak koca koca lüks villalar için ağaçların kesilmesi yürekleri burkuyor. Doğaya dönelim derken doğayı, doğallığı katletmeyelim. Sevdiği alternatif grubun çok da tanınmasını istemeyen ergen tribiyle köyleri koruma güdüm kabardı!

Şimdi, kırsala taşınma fantazisiyle yüzünde şapşik bir gülümseme belirenler için hayalleri “süsleyecek”, gerçek kesit cümleleri, şiir tadında, tokat gibi gelsin mi? Buyrun, şlak!
Araban, motorun yoksa köyde “Evde kalırsın”
Araban, motorun olsa da nereye çıkacaksın?
Ev kuşu modu hoşuna gitmiyorsa zorlanırsın…
Birkaç yaşıt komşu bulduysan pek şanslısın!
Sobanı kurmakta gecikme,
Odunları kuru al, yaş odundan kazık yeme.
Sobada kestane fikri pek güzeldir,
Hızlı çevirmezsen köz yemek fecidir.
Bar bar diye yanan soba patlamaz merak etme,
Odunları eve koyduk, depo yok, dost olduk meşeyle.
Sobanın bar bar sesi romantik değil bence ürkütücü,
Kuzineli alın bari, fırında yemek modu süper bütçe bükücü!
Evde priz kıtlığı var, tavan akıyor, pencereler dökülüyor…
Hemen gelecek usta bulmak pek zor oluyor.
“Sorumluluk sahibi, inisiyatif alabilen” kişiler coşuyor,
“Çözüm odaklı olmak” köyde acayip prim yapıyor!
Her taraf doğal meyve dolu, sen niye cips yiyon köylü çocuğu?
Zeytinler ağaçta çürüyor, toplayacak adam bulunmuyor.
Şehirli köye koşuyor, köylü kaçacak yer arıyor,
Bazen bazı şeylere akıl sır ermiyor…

















