Ah ah, nerede mağaralarda yaşayan, özgür, avcı ve başına buyruk atalarımız? Hayat bizi ehlileştirdi resmen! Teknolojiyle efendi olmaya çalışırken ekran bağımlısı kölelere dönüşen; kapitalizmin meyveleriyle rahata ereceğim derken çarktaki dişlilere evrilen evcil insansılara dönüştük desek yeridir. Kimse kusura bakmasın, eğri oturalım doğru konuşalım.
Belki de gizemli ormanlarda, kabileler halinde yaşadığımız hayatlarımızı terk etmemeliydik. Tam da bu yüzden, galiba biz bu savaşı çok önce kaybettik… Hangi savaştan mı bahsediyoruz; insan olmayı sürdürmeye çalışma savaşından.
Neyse umutsuzluğa gerek yok, uyanış başladı, evrensel titreşimler, enerjiler iş başında, güç kalkanları devrede, kuyrukları dik tutmaya devam!
Tersine Göçte Artılar Eksiler Tablosunda Durum Çekişmeli!
Robotlara dönüşmeyeceğiz diyerek baş kaldıran bir kesim son yıllarda kentlerden uzaklaşıp, öze dönüş arzusuyla kırsal kesimlere yerleşiyor. Çok da iyi yapıyor! Ne çekeceksin büyük şehrin trafiğini, gürültüsünü, kirliliğini, pahalılığını di mi? Hiç! “Sorun çözüldü, herkes dağılsın.” demek isterdik de mevzu o kadar basit değil.

Konuyu biraz derinlemesine ele alınca hikaye değişmeye başlıyor. Fikir olarak doğayla yakın olmak kulağa gayet güzel geliyor ama karşılaştığımız ilk engel iş meselesi oluyor. Bunun çözümü uzaktan çalışma imkanı yaratmak ya da taşınacağınız yerde yeni iş imkanları bulabilmek. Her ikisi de biraz emek gerektirse de umudunuzu kaybetmeyin.
İş konusunu hallettiniz diyelim. Başka? Hımm… Konuyu biraz deşelim bakalım neler çıkacak karşımıza? Şimdi şöyle, mesela arkadaşım sen alışmışsın bir kombiyle evi ısıtıp ocağı yakıp, evin her musluğundan sıcak suyla buluşmaya; soba kurabilecek misin? Odunları yazdan alırsan hem kuru alırsın daha uzun süre yanar hem de daha ucuz olur, bunları organize edebilecek misin? Sobayı besleme sırası kimde kavgası çıkınca ortamı sakin tutabilecek misin? Soğuktan kaba etler donarken ofiste kullandığın harika kriz yönetimi becerilerin işe yarayacak mı? Akşamın köründe (Çünkü köyde akşamın körü olur, gecenin körü olmaz, körlük akşamdan başlar.) tüp bitince yemek yapmayı başarabilecek misin? Şofbeni üçe alınca sigorta atıyorsa sigortayı yükseltecek adamı köyde bulup eve getirme serüveninde sabırlı olabilecek misin?
İşin bir de sosyalleşme kısmı var. Köyde malum sosyal çevren köylüler olacak. Arkadaşlarınla latte, moka içip kültürde yozlaşmayı felsefi çerçevede eleştirmeye alışık olan sen; sosyalleşebileceğin en yakın yer köy kahvesi olunca yaşlı heyetiyle oturup klişe siyasi sohbetlere ayak uydurabilecek misin? Ofisteki hepi aurlardaki kaynaşma yöntemlerin köy kahvesinde de işe yarayacak mı, ne dersin?
Herkesin Hayatına Kimse Karışamaz
Ev ile ilgili sobadır, yalıtımdır, ulaşımdır sorunlarını çözdün diyelim. Belki doğal gaz gelmiş bir köy buldum diye düşüneceksin belki de zaten arabam var ulaşım dert değil diyeceksin. Bravo! Sosyalleşme konusunda da problem yok zaten biz kafa dinlemek için şehirden kaçtık sosyalleşmemiz azalıversin diyor olabilirsin. Yaşlılardan da öğrenecek çok şey var orta yolu bulacak konuşmalar hepimizi geliştirir mi dedin sen? Vay be! Harika! Tebrikler. İşte, adaptasyon budur. İşte çelınç sever bir beyaz yakalıdan da bu beklenir.
Tersine göçte başarıyı yakalayanlar, size kalpten bir ”vaoouv” efekti gönderiyoruz, saygılar. “Çok da bize göre değilmiş” diyerek tekrar şehre dönenleri de unutmayalım. Sizin için o kadar da “must” değilmiş demek ki kırsal hayat, olsun şehirde devamke! Yalnız en azından katkı maddeli gıdalardan, havası en kötü semtlerden uzak durmaya çalışın ve parkları sakın boş bırakmayın.

















