Yavaş yavaş 2022 yılını kapatıyoruz sevgili okuyucu. Yeni sürüm yükleniyor. Geldi ‘yapılacaklar listesi zamanı’ anlayacağınız. Radikal kararlar, yeni yılda kesinlikle bunu halledeceğim dediğiniz şeyler var mı? Ya da aldığım 6 kilogramı 2023 yılının ilk yarısında verip yaza efsane bir formla gireceğim diyenleriniz? Sigarayı bırakma yemini edenler burada mı mesela? 
Her sene olduğu gibi tatlı hedeflerimiz yeni yıl için de baki elbette. Değişimler,dönüşümler, yeni bir biz falan…
Peki ya bu ‘yapılacaklar’ listelerimiz bizi nasıl etkiliyor hadi biraz buraya bakalım.
Beynimiz, bir sorumluluğu yerine getirdikçe dopamin adı verilen hormonu salgılıyor. Bu da kişiye güzel bir mutluluk, kendine güven ve motivasyon sağlıyor. Fakat gerçekleştirmek istediğimiz hedefler listesi uzadıkça farkında olmadan bunun altında ezilebiliyoruz. Gerçekleşmeyen her madde, aksi gibi öz saygımızı olumsuz anlamda etkileyebiliyor. Bu durum da, üzerimizdeki baskıyı arttırıyor. Ve hiç bir şey yapamadığımız, yapmak için motive olamadığımız bir döngüyü beraberinde getiriyor.

Yeterince iyi değilmişiz gibi hissettiriyor yani: Başarısız!
Uzmanlar, hedeflerin ulaşılabilir olmasının iç motivasyonumuzu güçlendirdiğini söylüyor.
Yeni yılda olmak istediğimiz bir ‘ben’ değil de olabileceğimiz bir ‘ben’ anlayışı daha makul diyorlar yani. Bir de ‘-meli’, ‘-malı’ düşünce yapısının aslında zihnimizi daha çok yorduğundan bahsediyorlar. ‘Bırakmalıyım, halletmeliyim, almalıyım’ gibi nicelerinin…
Çokça yerine getirilmesi gereken görevlerle dolu ajandamıza, birkaç madde daha sıkıştırmanın, beynimize saplanmış bir kıymıktan farksız olduğunu dile getiririyorlar.

Kendimizi programlarla boğmanın kendimize hiçbir faydası yok kısacası. Değişim ve gelişim için de yeni yılı beklememize gerek yok. Spora başlamak, daha sağlıklı beslenmek, yığılmış kitapları tek tek okumak, zamansızlıktan gerçekleştiremediğimiz seyahate çıkmak için bir sonraki seneyi iple çekmemize de. Hatta bunları gerçekleştirmemize bile gerek yok. Tıpkı doyumlu hissetmek için her şeyin mükemmel zamanda, muntazam bir şekilde gerçekleşmesine gerek olmadığı gibi.
Bir şeyleri değiştirmemiz gerçekten de bu kadar önemli mi? Hayatı ve kendimizi olduğu gibi kabul etsek ve keyfini yaşasak olmaz mı? Ne dersiniz? Yeni yılı, belki de en iyi versiyonumuz olan bu halimize dokunmadan geçirsek asıl değişim o zaman başlayacak. Değiştirmeden, çekiştirmeden, en organik halimizle… Gezen tavuk gibi bir şey yani.
Hepinize iyi yıllar!

















