Salgın yani epidemi, bir virüsün belli bir popülasyonda hızlıca yayılması… Afetler, savaşlar ya da doğal yollarla ortaya çıkan bu salgın hastalıklar yaşamın doğal akışını da sevimsiz bir şekilde etkiliyor.
Kendimizi pat diye üstte takım elbise altta pijama ile çevrim içi toplantılarda bulduk malum. Maaile yaşamasaydık kimseyi olanlara inandıramazdık. Tam salgını atlattık, maskeleri çıkardık, yüz yüze toplantılarda tam gaz yol aldık derken olası olası başka salgın söylentileri aldı yürüdü. Sivrisineklerden mi bulaşacak? Havadan mı? diye düşünürken dünyadaki farklı salgın çeşitlerine göz atmak istedik. Tarihte çok ilginç salgınlar da var. Öldüren değil de güldüren ve süründüren cinsten. Vaziyet alınsın başlıyoruz!

TANZANYA GÜLME SALGINI: 1962 de Tanzanya’ da bir öğrenci yurdunda üç kız öğrencinin şakalaşmasıyla başlayan salgın, kısa sürede okulun tümüne, öğrenciler evlerine yollandığında ise tüm köye yayılıyor. İstemsizce gülmekten bitap düşüyor insanlar. Karantina bölgeleri falan kuruluyor. Gülenler gülmeyenlerden ayrı tutuluyor. 30 bin kişiyi de etkiliyor bu salgın. Bayılanlar, bitap düşenler, 16 gün aralıksız gülenler var. Aylarca eğitime ara veriliyor. Teoriler dışında da bilimsel bir neden bulunamıyor.

UYKU HASTALIĞI SALGINI: 1900’lerin başında çıkmış, insan beynini etkileyen ve bir nevi taşa dönüştüren bir hastalık bu. Sebebi hiç anlaşılmıyor ama 50 milyon insanı etkisi altına alıyor. İnsanlar beyinlerinde oluşan bu sebepsiz iltihap yüzünden bitmeyen bir uyku halinde yaşamaya başlıyor, kimisi ölüyor kimisi de sakat kalıyor hatta. Takip eden on sene içinde de ortadan kayboluyor.

DANS VEBASI: 1300’lerde ortalığı kasıp kavuran bir salgın kendisi. İnsanların köpüre köpüre dans etmesine sebep oluyor. Önce Almanya’daortaya çıkıyor arkasından da Avrupa’yı etkisi altına alan bir delilik hali başlıyor. Psikoz mu yoksa çavdar saplarından gelen küfün ekmek ununa karışmasından dolayı mı olduğu bilinemiyor ama insanlar çığlıklar atarak dans ediyor, kahkahalara boğuluyor. Kayıtlara ölümcül bir salgın olarak geçmiyor ama yüzyıllar boyunca da etkisi devam ediyor.
Peki yeni bir salgın yolda mı?
Araştırmacılar Covid-19 hacminde bir salgın olasılığının %2 olduğunu söylüyor. Geçtiğimiz Şubat ayında ise adı pandemiyle çokça anılan Bill Gates, “Covid’in yıkıcı etkilerini aştık ancak yeni bir salgına hazır olmalıyız. Bu kez farklı bir mikrop olacak ama salgın bu şekilde sonlanmayacak.” diyerek şom ağzını açtı.
Araştırmalar, yaşam sürecimiz içinde Covid’e benzer bir salgını yaşama ihtimalimizin ise %38 olduğundan bahsediyor. İklim değişikliğinin de etkisiyle artan pandemi riskine karşı sağlık sistemini iyileştirmeli, toplu taşıma anlayışını yeniden ele almalıyız.
Umuyorum ki bir sonraki salgın dans ettiren, güldüren, gülerken düşündüren cinsten bir şeyler olsun. Masa başında çığlık çığlığa kahkaha arttırsın. Kimse bir daha o kaosu da yaşamasın. Allah, benim beklediğim terfiyi ve zammı alan mesai arkadaşımın başına bile getirmesin.

















