Kendi halinde çalışanlar kaybetmeye mahkum mu? Biri bin gösteren çalışanlarla nasıl baş etmeli? Kafanızda bu tarz deli sorular dönüyorsa, haydi gelin konuyu masaya yatıralım. Ne de olsa plazaların nabzını tutan içerik platformu olarak konuları masaya yatırmak bizim işimiz!
Yeni Başlangıçlar Aşamasında “Satış” Hayat Kurtarır
Kendini pazarlama, kendini satma deyimleri artık iş dünyasında dillere pelesenk olmuş tanımlar ve “Biz mal mıyız kendimizi satıp pazarlıyoruz?” diyerek hassasiyet göstermeye sanırım gerek yok. Evet elemanlar olarak iş yerlerinin kullandığı bi’ nevi faydalı mallar arasındayız desek alınacak gücenecek yoktur herhalde aramızda ya da bu mevzuyu tartışmaya açık bir içerik olarak buraya bırakalım ve yorumlarda buluşalım diyelim ve yazıya devam edelim…

İş dünyasında kendini pazarlamayı bilenlerin özellikle işe başlangıç aşamasında bir adım öne çıkabildiklerini kabul edelim. Bir işe başvururken şöyle allayıp pullayıp özgeçmişinizi bir şefin spesyali tadında sunarsanız işe alınma ihtimaliniz büyük ihtimalle artacaktır.
Bir müşteriyi yakalamak için de yaptığınız işleri azıcık abartılı şekilde anlatmaktan zarar gelmez. İşin kurdu olan birçok büyüğün “Hallederiz” de sonra nasıl yapacağının yolunu bulursun dediğini çok duyduk; büyük sözü dinlemek bu konuda faydalı olabiliyor.

İşe Kapağı Attıktan Sonra Kendi Halimizde Çalışsak Olmaz mı?
İşe başladıktan sonra da mı rahat yok hala vitrin mankeni moduyla hep güzelliklerimizi kör göze parmak şeklinde etrafımıza göstermeli miyiz? Evet.
Ne demişler “İş bilmeyen çavuşlar, döner son model pilot kalemlerini avuçlar”. Doğruya doğru arkadaşlar. Herkesin işi gücü var hele ki kurtlar sofrası olan plazalarda zamanla kıymetinizi anlamalarını, siz çalıştıkça uzun vadede kalitenizin görüleceğini falan beklerseniz işiniz zor.

Çok abartıya kaçmadan ara ara neler yaptığınızı, neler başardığınızı, ne kadar sürede nasıl işlere imza attığınızı cümle aralarına, kahve molaları sohbetlerine, öğle yemeklerinde şakalar komikliklerin içine tatlı tatlı serpiştiriverin. En azından işteki ilk yıl bunu yapmak mühimdir sonra yavaş yavaş bu serpiştirmeleri azaltabilirsiniz.
“Alkışlarla Yaşayanları Savar” Altın Öneriler
Kriz zamanlarında bu alkış sever Zeki Müren türevleri özellikle kendilerini bol bol öne atarlar ve patronların gözünü boyarlar. Böyle zamanlarda patronunuza karşı, hele şu toz duman bir dağılsın bindiğin at mı eşek mi anlarsın mottosuyla sabırlı olun, kendi yaptıklarınızı kenara not alın. Kriz geçtikten sonra durum değerlendirmesiyle birlikte notlarınızı bi’ şekilde patrona duyurun.
Zeki Müren yansıması iş insanlarıyla sözel yarışları kazanmanız çok zordur. Muhatabınız onlar olmasın, sizin muhatabınız üstleriniz, patronunuz ve ekip arkadaşlarınız olsun. Kendinizi onlara kanıtlarsanız zaten bu tipleri de otomatik olarak devre dışı bırakırsınız.

Alkışçılarla çalışmanın bir zorluğu da benzer pozisyondaysanız onun az çalışıp sizinle aynı parayı kazanmasının yarattığı sinir bozukluğudur. Bu durumla başa çıkmak için ya içinize siniyorsa siz de daha az çalışıp kendinizi daha meşgul göstermeli ya da yaptığınız işe karşılık zam istemelisiniz. Bazen çözüm yolları bu kadar net ve basittir.
Aman Ali Rıza Bey Ağzımızın Tadı Bozulmasın
Konuyu tatlıya bağlamak gerekirse, biri bin gösteren arkadaşım kim bilir neler yaşadı da biri bin göstermesi gerektiğine inandı… Belki zor bir ailesi vardı, belki annesine kendini gösterebilmek için hep gösterişe başvurması gerekiyordu belki de iş hayatında aksi olunca bir türlü yüzü gülmedi, ne dersiniz?

Gerçekten bir kişinin yanlış bir sosyal tutum içinde olduğunu düşünüyorsanız belki de bunu çözebilmesi için ona destek olmak uzun vadede hem onun hem sizin hatta tüm iş dünyasının bile yararına olabilir. Elalemin derdiyle ben niye uğraşayım diyor da olabilirsin sevgili beyaz yakalı, büyük düşünür Orhan Gencebay’ın dediği gibi “Bence, sen de haklısın.”
Ağızların değil işlerin konuşacağı nice güzel günlerimiz olsun, sevgiyle.


















