Yeri geldi ailenize ayırdığınız kısıtlı zamandan ödün verdiniz, yeri geldi arkadaşlarınızla günler öncesinden planladığınız konserden… İşe gitmek için metrobüste yaşam mücadelesi verdiğiniz günler mesela, dün gibi aklınızda değil mi? (Daha bu sabah yaşadınız çünkü.) Peki kar, kış, fırtına demeden saatlerce yollarda süründüğünüz zamanlar?
Tüm bu zorluklara katlanmanızın altında iş hayatınızla, kariyerinizle, gelecek hedeflerinizle ilgili birçok sebep var. Ancak siz de kabul edeceksiniz ki o bir, şanslıysanız iki haftalık tatil, ana sebeplerin başında geliyor.

Eğer siz de artık hayal bile kuramayan, bugüne ve yarına dair inancını neredeyse tamamen yitirmiş, ortalama bir beyaz yakalı çalışansanız; tüm yıl boyunca o kısacık tatili iple çekerek yaşarsınız. Ve eğer gerçekten şanslıysanız, ortalama bir beyaz yakalı çalışan olarak, ortalama bir tatil yapabilirsiniz.
İşte bugün size o tatilin son günü yaşadığınız “Keşke şu an kıyamet kopsa ve yarın işe gitmesem!” hissinden bahsedeceğiz. Yaşam enerjinizin tamamen tükendiği, aslında dinlenmiş olmanız gerekirken inanılmaz yorgun olduğunuz, yediğiniz/içtiğiniz hiçbir şeyden keyif alamadığınız, sinir katsayınızın iPhone fiyatlarıyla yarıştığı o günden. Tatilin bittiğini ilan eden pazar gününden…

Yakın zamanda son tatil günü lanetini yaşayanlardansınız değil mi siz de? Kocaman bir boşluk duygusu vücudunuzun her yerini kaplamış da oradan anladım. İstifa edip şehri terk etmeyi düşünmüşsünüz, gözlerinizden belli. Tatil dönüşü depresyonunun hakkını veriyorsunuz vallahi.
Peki sizi zehirleyen bu duygudan, tatil dönüşü depresyonundan kurtulmak için neler yapabilirsiniz? Beraber inceleyelim mi?

Rutine dönmek için kendinize zaman tanıyın
Eğer tatil dönüşü bir anda tüm işlere girişmeye kalkışırsanız haliniz sudan çıkmış balıktan beter olur. Sakin olun ve normal iş rutininize dönme sürecini mümkün olduğunca zamana yayın.

Hobileriniz orada sizi bekliyor
Sonuçta çalıştığınız zamanlarda da sizin bir hayatınız; ama az ama çok, yapmaktan keyif aldığınız aktiviteler, ilgilendiğiniz alanlar var. Onlara yönelin. Gündelik hayatın akışına tekrardan uyum sağlamak için keyifli vakit geçirdiğiniz anları artırmaya çalışın.

Yaz akşamları sadece tatil yerlerinde mi güzel?
Arkadaşlarınızla beraber sahile inmek, yürüyüş yapmak ya da geniş bir balkonda edilen kalabalık sohbetler… Çalışıyor olsanız da yaz akşamları, günün stresinden ve yorgunluğundan kurtulmanız için size inanılmaz yardımcı olacak. Yaz akşamlarını değerlendirin.

Gerçeklikten kopmayın
Tatile başlarken içinizin nasıl kıpır kıpır olduğunu tahmin edebiliyorum. Ancak o bir hafta, on günlük tatil size cennetin kapılarını aralamıyor. Tatil eşittir cennet olmadığı gibi, iş hayatını da cehennem olarak görmeyin. Çalışmanın da dinlenmenin de hayatın olağan gerçekliği içinde olduğunu kabullenin.
İyisi mi siz, bu tavsiyelere kulak kabartın. Zaten halihazırda birçok sıkıntıyla aynı anda mücadele etmeye çalışıyorsunuz. Üstüne bir de tatil dönüşü depresyonuyla uğraşmayın. Yani bu bizcesi tabii.

















