Kabul etmek gerekir ki bizler için internet, hayatımızın ‘bir parçası’ değil; neredeyse hayatımızın ta kendisi. Eğer Amazon Ormanları’nda yaşayan bir kabileye mensup değilseniz, internetsiz geçireceğiniz bir gün bile hayatla bağınızı koparabilir. Açlığa, susuzluğa dayandığınız kadar internetsizliğe dayanabilir misiniz?
Şöyle bir düşünsenize, neleri internet üzerinden yapmıyoruz ki? Derse katılmaktan dizi/film izlemeye, alışveriş yapmaktan müzik dinlemeye, oyun oynamaktan arkadaşlarımızla mesajlaşmaya her anımızda internet var. E hal böyle olunca aşkı bulmak için de internete başvuruyoruz. Peki online date uygulamalarında süreç nasıl işliyor? İçeriden bildiriyorum, gelin beraber inceleyelim…
Konum temelli çalışan online date uygulamaları karşınıza sizin tercihlerinize ve beğeni ölçütlerinize göre insanlar çıkarıyor. Yani ‘seçme ve seçilme hakkı’ siyasetin dışında yeni bir boyut kazanıyor. Genellikle yaş, boy, eğitim, meslek, hobiler gibi birçok filtre sayesinde ‘hoşlanabileceğiniz’ kişilerle sizi buluşturmayı amaçlıyor.
Beğendiğiniz profilleri sağa, beğenmediğiniz profilleri sola kaydırıyorsunuz. Her ikiniz de birbirinizi sağa kaydırdığınız zaman… Tebrikler: Eşleştiniz!
Tinder, Bumble, Okcupid gibi benzer birçok date uygulaması var. En çok kullanılanlar oldukları için özellikle bu üç uygulamanın ismini zikrettim. Aralarında ufak tefek yazılım ve kullanım farkları olsa da temelde hepsi aynı amaçla tasarlanmış.
Tinder: Yeni dönem date uygulamalarının atası sayılıyor. Dolayısıyla en yaygın olanı. Üzerine belgeseller yapılmış öncü bir uygulama. Ama bugün geldiğimiz noktada, kullanıcı profilleri düşünüldüğünde Bumble ve Okcupid kadar etkin olmadığını söylemek gerek. Sahte profillerin oldukça yaygınlaşması, kullanıcıları başka uygulamalara yönlendirdiğini söyleyebiliriz.
Bumble: Tinder’a -hatta Okcupid’e- nazaran daha ‘seçkin’ bir kullanıcı profiline sahip. Eşleşmeden sonra ilk mesajı yalnızca kadınların atabiliyor olması ve 24 saat içinde iletişim kadın tarafından başlatılmadığı takdirde eşleşmenin sonlandırılması uygulamanın niteliğini artıran önemli detaylar.
Okcupid: Uygulama içindeki sorularla yaşam tarzınıza ve ilgi alanlarınıza göre sizi ‘kafa dengi’ insanlarla eşleştirme ihtimalini artıran bir date uygulaması. Verdiğiniz cevaplara göre karşınızdaki insanla ne kadar uyumlu olabileceğinize dair bir ön bilgilendirme yapıyor. Çoğunlukla beyaz yakalı çalışanların ve öğrencilerin kullandığı bir uygulama olarak öne çıkıyor.
Benim date uygulamalarını kullanma maceramı kısaca şu şekilde özetleyebiliriz:
Bir arkadaşımın “Kanka Tinder’dan inanılmaz biriyle tanıştım, şahane bir kadın. Çok mutluyuz, bildiğin gibi değil. Mutlaka sen de indirmelisin.” diyerek heyecan içinde beni Tinder’a yönlendirmesi.
Benim bir hevesle Tinder indirip bir profil oluşturmam ve beğendiğim insanları sağa kaydırmaya başlamam.
Bir süre boyunca sabırla beğendiğim insanların beni de beğenmelerini beklemem.
Arada tek tük birileriyle eşleşmem ve eşleştiğim bir avuç insan içinden aradığım ‘gerçek aşk’ı bulamamam.
“Tinder’da bana yer yokmuş. Benim sevdam büyük geldi Tinder’a…” diyerek aradığım aşkı bulamamış olmanın üzüntüsüyle uygulamayı silmem.
Benzer süreçleri Bumble ve Okcupid’te de yaşadım elbette. Hepsinde aynı hevesle. Çünkü arkadaşlarımın heyecanı hiç eksilmedi. Benim date uygulaması kullanıyor olmam onlarda nasıl bir tatmin duygusuna yol açıyordu bilmiyorum ama sürekli devam etmem yönünde baskı gördüm. Kimi zaman Bumble’dan tanıştığı kadınla evlenen bir arkadaş öne sürüldü benim uygulamayı indirmem için kimi zaman da yıllardır yalnız olan arkadaşın hayatının aşkını Okcupid’te bulması.
“Gerçek aşkı date uygulamasında bulan insan sayısı bu kadar fazlaysa nerede bu insanlar Allah aşkına?” diye sormadan duramıyorum. Uygulamayı kullanan kız arkadaşımın 4000+ bekleyen eşleşmesi varken ben niye çölde su arar gibi eşleşme arıyorum? Hadi diyorum ki, sorun bende; ben çirkin, salak, avel, boş beleş biriyim. Bu yüzden kadınlarla eşleşmiyor olmam gayet normal. Peki benim gayet iyi okullarda eğitim almış, kültürlü, inanılmaz karizmatik ve havalı arkadaşlarımın günahı ne? Beni boş verin, onlara yazık değil mi yahu?
Ben zaten date uygulamasını kullanmaya başlamadan önce yeterince mutsuzdum, ne gerek vardı mutsuzluğumu ‘seçilmemiş olma’nın hayal kırıklığıyla taçlandırmaya?
Ne diyelim? Hepimizi mutlu edecek bir algoritma yazılana kadar kaydırmaya devam.
Yeni Kankamız: Yapay Duygusal Zekâ
İnsan, sosyal bağlarını geliştirmeye çalıştığı milenyumlar boyunca yalnızlığıyla olan ilişkisiyle de hep iletişim halindeydi. Kimileri böyle şair oldu, kimileri bir...


















