Gönüllüsünden zorunlusuna, nadiren ücretlisinden çoğu zaman yol ve yemek seçeneği sunulmayanına kadar… Staj, iş hayatına adım atacak olan gençler için oldukça kritik bir konu. Nasıl olmasın ki? Çocukluğunuzdan beri öğrenci olduğunuz bu hayatta artık bir çalışan, hatta resmi belgelerde telaffuz edildiği şekliyle işçi oluyorsunuz. Eğer bu gerçeği kabullenmeye başladıysanız, gelin bu süreci en etkili şekilde nasıl değerlendirebileceğinizi konuşmaya başlayalım.
Stajla ilgili ilk akıllara gelen ilk konu, nasıl bulunacağıdır. Eskiden daha yaygın olan zorunlu staj süreci, genelde okulunuz tarafından yönlendirdiğiniz ve çoğu zaman da resmi evrakları doldurmaya yönelik bir süreçti. Bu yazıyı okuyan orta yaş ve üstü insanların gözünün önüne staj defterleri gelmiştir bile… Günümüzde daha yaygın olan staj ise üniversite öğrencilerinin yaz zamanlarında veya mezun olma aşamalarında yapmaya çalıştıkları ve gönüllülük esasına dayanan bir model. Aslında gönüllülükten bahsettiğimiz bu noktada, etik ve felsefeyi yakından ilgilendiren bir soru ile karşılaşıyoruz: Stajyere ücret ödenir mi? Bu sorunun yanıtı staja girdiğiniz şirketin yapısına, sizin yeteneklerinize ve biraz da şansınıza göre şekilleniyor.

Ödenmeli, Çünkü…
Stajyer, şirkete zamanını ve emeğini veriyor. Hatta belirli bir zaman geçirdikten sonra bazı çalışanlardan daha verimli bile oluyor.
Ödenmemeli, Çünkü…
Stajyer, şirkete iş öğrenmek için geliyor. Bu süreçte bir grup çalışan, ona daha fazla şey katabilmek için kendi emek ve zamanlarından feragat edebiliyor.
Bu iki maddenin de altına oldukça fazla şey yazılabilir. Günümüz koşullarını da göz önünde bulunduracak olursak bizim önerimiz, staj sürecinden ilk beklentinizin ücret olmaması yönünde olacaktır. Zira doğru yerde, verimli geçirilmiş bir staj süreci, ilerleyen zamanlarda zaten size oldukça dolgun maaşlar olarak dönecektir.
Tanıdık vasıtasıyla veya attığınız bir mail ile stajı bulduğunuzu varsayalım. Nelere dikkat etmelisiniz?

Hata Yapmaktan Korkmayın
Çünkü neden korkasınız ki?
Kendinizi onlarca şık giyinmiş insanın bir yerden bir yere doğru koşturduğu yoğun bir temponun içinde buldunuz. Daha iki gün önce üniversite kantininde olduğunuzu düşünürsek, gerilmiş hissetmenizde haklısınız. Burada unutmamanız gereken şey şu ki kimse sizden şirketi kurtarmanızı beklemiyor. Evet biliyoruz, filmlerdeki gibi karizmatik bir hareket yaparak herkesin gözüne girme fikri oldukça cazip, fakat iş dünyasının dinamikleri buna çoğu zaman için uygun değil. Dolayısıyla hata yapmamak adına pasif kalmanız, oldukça sönük bir staj süreci yaşamanıza sebep olabilir.

Sormaktan Çekinmeyin
Tabii doğru kişiye.
Stajınızın başlangıç evrelerinde bol bol gözlem yapma fırsatı bulacaksınız. Bu süre içerisinde kimlerin hangi pozisyonda olduğunu anlayacak; bazılarının konuşmaya ve sohbete daha açık, bazılarının da bana dokunma sinyalleri verdiğini göreceksiniz. Tüm bu gözlemler neticesinde konuşabileceğinize inandığınız kimselerle ara ara diyalog kurmaktan ve işle ilgili sorular sormaktan çekinmeyin. Zira beyaz yakalılar genel olarak, hevesli ve dinamik gördükleri gençlerle deneyimlerini paylaşmaktan mutlu olurlar. Bu diyaloglar esnasında çalıştığınız sektörü ve şirketin yapısını göz önünde bulundurun, gereğinden fazla samimi veya aşırı resmi olmamanız gerektiğini unutmayın.

Sorumluluk Alın
Aksi takdirde kimse size iş vermeyebilir.
İş hayatı, sektörden ve şirketten bağımsız olarak genellikle yoğun olarak nitelendirebileceğimiz bir tempoda ilerler. Bir stajyer olarak bu durum sizin için bir avantaj olabileceği gibi, dezavantaj da olabilir. Zira yoğun tempoda unutulacak ilk kişi, muhtemelen stajyer olacaktır. Bu da işi yeterince öğrenemediğiniz ve gerekli network’leri kuramadığınız bir staj süreci demektir. Fakat bir stajyer, yani kimsenin büyük beklentileri olmayan kişi olarak sorumluluk alıp, şirkete fayda sağlayan sürpriz bir karakter olmak da elinizde! Doğru zamanı bekleyin ve işlere hakim olmaya başladığınız an size verilen, yöneltilen işlerden fazlasını isteyin. Zaman içerisinde mail cc’lerine daha fazla eklendiğinizi göreceksiniz.
Etkinliklere Katılın
Tabii çağırıldığınız sürece.
Staj yaptığınız şirkette siz tek başınıza otururken, çevrenizdeki herkesin yıllardır tanışıyormuş gibi sohbet edip şakalaşmasının bir sebebi var, birlikte sosyalleşmek. Bu hep birlikte terasa çıkılan 15 dakikalık bir kahve arası da olabilir, iş çıkışı gidilen eğlence veya şirketin yılbaşı partisi de. Eğer siz de şirket içerisinde güçlü bağlar kurmak isterseniz, çağırıldığınız etkinliklere bir şekilde gitmelisiniz. Zira bu tür etkinliklere katılan, hoşsohbet birisi olmanız, en az iyi çalışmanız kadar önemli.

Bonus: Kalıcı Olun
Çünkü her stajyer, bir çalışan adayıdır.
Bir şirkette staja girdiniz, işi öğrenmeye ve ilerletmeye başladınız. Artık size verilen işleri tamamlıyor, bazı toplantılara katılıyor ve iş arkadaşlarınızla daha fazla sohbet ediyorsunuz. Tebrikler, verimli geçen bir staj sürecini taçlandırmak üzeresiniz! Hiçbir şirketin eğittiği elemanı kaçırmak istemediği bugünlerde, şirket için sandığınızdan daha değerli olabilirsiniz. Yöneticilerinizle ve iş arkadaşlarınızla şirkette çalışan olarak devam etmek istediğinizi söylemekten çekinmeyin. Eğer uygun bir pozisyon varsa, ilk değerlendirilecek kişilerden birisi olabilirsiniz.
Staj sürecinizin zaman içerisinde şekilleneceğini ve çoğu zaman başladığı gibi kalmayacağını unutmayın. Çalıştığınız sektörün ve şirketin yapısı, iş yoğunluğu ve kişisel becerileriniz gibi birçok faktör, staj sürecinizin ilerleyişine doğrudan etki edecektir. Aslında size düşen şey öğrenmeye ve sorumluluk almaya açık, pozitif bir çalışan olmaktır.
İyi şanslar!


















