Ofiste arkadaşınız sizi şap şup yanaklarınızdan öpüyor ve ilk şoku atlattıktan sonra ‘bu neydi şimdi?’ diyorsunuz. Ya da sevgili direktörünüz her defasında size fiziksel temasta bulunuyor ama ‘ya belki de ben yanlış anlıyorum’ diye düşünüyorsunuz. Yan masadaki Hakan bey sizi tüm gün gözleriyle zaptediyor. Belki de Leyla Hanım her defasında kolunuza girmeyi görev edinmiş.
Taciz ve samimiyeti ayıran o ince çizgiyi nasıl sınırlandıracağınızı bilemiyorsunuz. Hakan Bey sempatik bir iş arkadaşı mı veya Leyla Hanım sizi adeta bir kardeş gibi benimsemiş mi emin değilsiniz… Zor bir durum değil mi?
Peki işyerimizde maruz kaldığımız bu minnoş(!) samimiyetleri nasıl değerlendirmeliyiz?

Bir kaç yıl önce ülkemizde görülen bir davada emsal bir karar verildi. İş arkadaşını bakışlarıyla rahatsız eden bir çalışanın iş akdi tazminatsız feshedildi. Yargıtay da bu cezayı onadı.
İş yerinde taciz davalarında başı çeken Amerika’da başlayan #MeToo hareketi ile birçok sektörde yıllardır süregelen sistematik taciz olayları yavaş yavaş gün yüzüne çıktı. Birçok ünlü isim uğradıkları tacizleri kamuoyu ile paylaştı.
ABD’li komedyen Bill Cosby kendisinden kariyer tavsiyesi almak için gelen bir kadına cinsel saldırı suçundan hapis cezasına çarptırıldı.
Fox News’ün sunucusu Gretchen Carlson 2016 yılında kanalın kurucusu Roger Ailes’e taciz davası açtı. Yaşlı adamın aniden onu öpmesinden sonra uzun bir süre bunu kimseye söyleyemediğini dile getirdi.
Olayların bu noktaya varmadığı, kişiyi ‘ya belki de öyle değildir’ diye arada bırakan durumlar sanırız daha sancılı. Fakat şu bir gerçek ki durum sizi bir şekilde rahatsız ediyorsa bu ‘taciz’ olarak tanımlanabilir. Çünkü psikolojik taciz de diğer türleri kadar sarsıcı ve tetikleyicidir.
İş yerimiz bizim hobi merkezimiz değildir anlayacağınız. Her ne kadar çalışma arkadaşlarımızı sevsek ve ‘biz bir aileyiz’ sloganıyla bir araya gelsek de gerçekte var olan şey buranın bizim sosyal değil, profesyonel ilişki alanımız olduğudur. Ki aslında sosyal ilişkilerde de zaten görünmez sınırlar yok mudur? Kimsenin paldır küldür kişisel sınırlarına dalmayız öyle değil mi? Hatta ve hatta aile bireylerimizin bile…
Yani Leyla Hanım’ın kolunuza girmesinden rahatsızlık duyuyorsanız bittabi bu dile getirilmelidir. Ama kırmak ya da yanlış anlaşılmaya mahal vermemek için ‘tikim var’ gibi bir argüman sunabilirsiniz.

Ya da Hakan Bey’in bir sonraki göz hapsinde elinizi burnunuza hafifçe sokup size olan ilgisini azalmasını sağlayabilirsiniz.
Size sürekli temas eden mıymıy iş arkadaşınıza ‘o elini kırarım’ demek istemiyorsanız, kibarca temastan hoşlanmadığınızı dile getirebilirsiniz.
Burada davranış biçiminin bize nasıl hissettirdiği ve bizim bunu nasıl yönettiğimiz çok önemli anlayacağınız. Hukuki yollara başvurmak da en organik hak!
Süreci sakinlikle yönetmek için iş yaşamında hayatta kalma konulu yazımızdan da faydalanabilirsiniz.

‘Senin sırtın ağrımıştır, gel seni bir kütleteyim’ diyen dinozorlardan arkanıza bakmadan kaçabilirsiniz. O kısım serbest!


















