Plazanın üst katlarındaki manzarası güzel bir yönetici odası veya Datça’ya yerleşip üçüncü dalga kahveci açma planı… Son zamanlarda kurumsal hayatta yükselme fikirleri ve tası tarağı toplayıp buradan gitme isteği arasında bir yerlerdeyseniz, bilin ki yalnız değilsiniz. Son zamanlarda Youtube’da biraz vakit geçirdiyseniz, kurumsal hayattan istifa edip kırsal bölgelere yerleşen veya şehirde kalıp bu kez kendi iş fikirlerini hayata geçiren kişilere denk gelmişsinizdir. Özellikle şehirden uzaklaşan kişiler deneyimlerini Vlog formatıyla paylaşırken; girişimleriyle ön planlara çıkanlar ise başarı konseptli içeriklere konu(k) oluyorlar. Hal böyle olunca, uzunca bir süredir belirli aralıklarla kendinize sorduğunuz o soru tekrar aklınıza geliyor, ‘’Kurumsal hayat gerçekten bana mı göre mi?’’.

Başkalarından duyacağınız olumlu veya olumsuz fikirler sizin için önemli ipuçları barındırabilir, fakat herkesin dünyaya başka bir perspektiften baktığını unutmamalısınız. Örneğin birisi için sabah uyanıp, kümesten organik yumurtayı almak dünyanın en harika şeyi olabilecekken, bir başkası için sabah uyanır uyanmaz kümesin kokusuna maruz kalmak çok da harika bir fikir olmayabilir. Yani, şahit olduğunuz farklı deneyimleri kendi süzgecinizden detaylıca geçirmeniz, doğru kararı vermek için oldukça önemli.
Beyaz yakalı olmanın negatif yönlerini sürekli konuşuyor olsak da bundan vazgeçemiyor olmamızın da birçok sebebi var. Piyasalardaki ekonomik durumlar ne olursa olsun her aybaşında hesabımıza yatacağını bildiğimiz maaş, belki de beyaz yakalı olmayı seçmemizin ilk nedeni. Maaşlarımızın miktarı bambaşka bir içeriğin konusu olsa da maaşın her aybaşında hesabınıza yatıyor olması, kariyerinize yön verirken göz önünde bulundurmanız gereken oldukça kritik bir konu. İş yerinizden istifa ettiğinizi veya önümüzdeki altı aylık süreçte kendinize yeni bir gelir modeli oluşturamadığınızı varsayalım. Bu durum, sizin için ne derece uygun? Bu soru, ev sahibi veya kiracı olmanız, kredi kartı ekstreniz, pasif geliriniz, freelance iş yapma durumunuz gibi birçok konu ile yakından ilgili. Eğer sizi bir süre götürecek yeterli birikiminiz varsa veya bir başka deyişle bir süre için paraya ihtiyacınız yoksa, kurumsal hayatın size göre olup olmadığına daha rahat karar verebilirsiniz. Eğer hayatınızı idame ettirebileceğiniz bir birikim veya ek bir gelir modeliniz yoksa, pek de seçeneği olmayan beyaz yakalılar kulübüne hoş geldiniz.

Bugün, hayatınızla ilgili önemli bir karar verirken göz önünde bulundurmanız gereken en önemli şeylerden birisi de ileride nerede olmak istediğinizdir. Daha mutlu bir hayata sahip olmanız için belki daha fazla paraya, belki daha fazla kendinize ayırabileceğiniz zamana belki de her ikisine de ihtiyacınız olabilir. Çok genel bir açıdan yaklaşırsak, kurumsal hayatta yükselmek size daha fazla para getirir ve alacağınız sorumluluklar sebebiyle daha fazla zamanınızı götürür diyebiliriz. Fakat John Lenon’ın da dediği gibi ‘’Hayat biz plan yaparken başımıza gelenlerdir’’. Yani C level bir yönetici olup, kendinize ayırabileceğiniz oldukça fazla vaktiniz olabileceği gibi, kendinize daha fazla zaman ayırmak için freelancer olup; aldığınız projelerin deadline’ları yetiştirmeye çalışırken bilgisayarın başından kalkamayabilirsiniz de. Dolayısıyla hayatın neler getireceğini önceden bilmemiz pek de mümkün değil.
Kurumsal hayatla ilgili olan ilişkinizi sorgularken, göz önünde bulundurmanız gereken bir soru var, ‘’Bedensel yorgunluğa mı tahammül etmek istersiniz, yoksa zihinsel yorgunluğa mı?’’. Zira hayatta kalmak için çalışmak, çalışmamızın neticesinde de yorulmak zorundayız. Neyse ki hangi konuda yorulacağımızı seçebilecek durumdayız. İş yerinizdeki tüm yoğunluğa ve toplantılara rağmen saatlerin bir türlü geçmediğini düşünüyorsanız, belki de bilgisayarın başından kalkıp daha farklı bir koşturmacaya dahil olmalısınız. İnsanlarla mail üzerinden iletişime geçmek yerine onlarla gerçek diyaloglar kuracağınız bir iş düşünmeye ne dersiniz?

Kurumsal hayatla ilgili olan ilişkinizi sorguladıktan sonra, artık içinde bulunduğumuz dünyanın ‘’ya bir ya sıfır’’ gibi keskin çizgilerle ayrılmadığını da unutmamalısınız. Yani kurumsal hayatın size göre olmadığını düşündüğünüz anda, kırsala yerleşip tarımla uğraşmak mecburiyetinde değilsiniz. Her şeyin gittikçe hibrit bir hal aldığını günümüzde, kurumsal hayatla olan ilişkinizi de hibrit bir model üzerinden kurabilirsiniz. Bugün birçok beyaz yakalı, kurumsal hayatla olan ilişkilerini sınırlandırıp, nimetlerinden de vazgeçmediği bir çalışma modeline geçiş yapmış durumda: freelance! Eğer mesleğiniz freelancer olmanıza izin veriyorsa, nerede yaşayacağınıza ve ne kadar iş yapacağınıza kendiniz karar verebilirsiniz. Böylece kurumsal hayatla olan ilişkinizin sınırlarını da dilediğiniz şekilde belirleyebilirsiniz. O halde şöyle soralım: Kırsalda yaşayıp, bilgisayardan çalışmaya ne dersiniz?

Kısacası, kurumsal hayatla olan ilişkinizi belirlerken kendinizle ilgili çok fazla soruya cevap vermeniz, yani kendinizi çok yakından tanımanız gerekiyor. En nihayetinde tek bir hayatınız olduğunu düşünürsek, onu nasıl geçireceğinize dair kafa yormanın günün sonunda sizin için oldukça faydalı sonuçlar doğuracağından eminiz. Şimdi iş görüşmelerinin o vazgeçilmez klişe sorusunu kendinize bir kez daha sorun, 10 yıl sonra kendinizi nerede görüyorsunuz?


















