İnternetsiz 24 saat geçirme fikri bile çoğumuzu ürkütüyor değil mi? Sanırım artık hepimizin kabullendiği bir gerçek bu: İnternet, hayatımızın en önemli parçalarından biri. Günlük yaşam pratiklerimizi düşünürsek daha da ileri gidebilir ve şunu söyleyebiliriz hatta: Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşinde ortaya koyduğu nefes alma, yemek yeme, barınma gibi temel ihtiyaçların yanına artık internet de eklendi. İnternet ve dolayısıyla internete erişimimizi sağlayan dijital araçlar.
Uluslararası araştırma kuruluşu We Are Social 2022 yılında Türkiye’de yaşayan insanların gün içinde internette geçirdiği ortalama süreyi hesapladı. Var mı bu konuda bir tahmininiz? Üç saat? Az mı söyledim? Beş? Altı? Yedi? Hiçbiri değil. Her gün ortalama yedi saat kırk beş dakikayı internette geçiriyoruz! Dile kolay günün üçte biri. Uyurken internette vakit geçiremeyeceğimize göre biz günün hangi aralığında hayata karışıyoruz?

Sorularla devam edelim. 21. yüzyılla beraber insanlık tarihi boyunca yaşanmamış bir değişim ve dönüşüm rüzgarı estiren dijitalleşmenin esiri mi olduk? Kullandığımız dijital araçlar ellerimiz, bacaklarımız, kollarımız gibi bizim bir parçamız haline mi geldi? Dijital dünyanın saymakla bitiremeyeceğimiz faydalarının karşılığını neyle ödüyoruz? Biz artık gerçekliğini yitirmiş “dijital obezler” miyiz?
Gelin bu dijital obezite kavramını ve dijital obeziteden korunmak için neler yapabileceğimizi beraber inceleyelim.
Dijital obeziteyi en kısa ve direkt haliyle gereğinden fazla dijital tüketim sonucu ortaya çıkan durum olarak tanımlayabiliriz. Dijital araçlarla geçirilen vakit arttıkça dijital araçlardan kopamamaya, git gide dijital araçlara biraz daha bağlanmaya doğru giden süreç kişinin dijital obez olmasına yol açıyor… Ve haliyle dijital obezite, bazı fiziksel ve psikolojik sorunları da beraberinde getiriyor.

Bu sorunlardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz:
– Dikkat dağınıklığı
– Yüz yüze iletişim kurma becerilerinin zayıflaması
– Sosyal ilişkilerden kaçınma
– Aile ve yakın çevreden başlayarak gerçek hayattan kopma
– İş ve okul hayatında başarısızlık
– Kas ve iskelet ağrıları
– Uyku bozukluğu
– Ani ve aşırı kilo alma
Henüz dijital obez olmasak bile, dijital dünya ile kurduğumuz ilişkiyi göz önünde bulundurduğumuz takdirde hepimiz aslında dijital obez olma adayıyız. Kırmızı ışıkta ya da metro beklerken, bir şeyler izlerken, arkadaşlarımızla sohbet ederken, tuvalete giderken yani kısaca bulduğumuz her boşlukta, hatta o boşluğun oluşmadığı durumlarda bile elimiz telefona gidiyorsa dijital obez olma yolunda emin adımlarla ilerliyoruz demektir.
Peki dijital araçlarla kurduğumuz ilişkinin daha sağlıklı olması ve dijital obeziteden kurtulmak için neler yapabiliriz?

Dijital araçlardan yavaşça uzaklaşmak
Gün içinde 1 saat belirleyin (uykuda olmadığınız 1 saat olması mecburidir) ve o 1 saat boyunca dijital araçlardan kendinizi soyutlayın. İlk başladığınız zamanlarda elbette zorlanacaksınız ancak zamanla 1 saat boyunca dijital araçlardan ayrı kalmanın normalliğinin tadına varacaksınız. Sonrasında bu süreyi 1 buçuk saate çıkarın. Daha sonra 2, 2 buçuk ve 3 saat şeklinde devam edin.
Hafta sonlarını kendinize ayırmak
Hafta sonlarınızı dijital gürültüden, internetten, sosyal medyadan uzak geçirmek emin olun size de iyi gelecek. Ailenizle, arkadaşlarınızla, sevdiklerinizle beraber keyifli zaman geçirmek dijital araçlara olan bağımlılığınızdan kurtulmanızı sağlayacak. Bunu hafta sonu iki gün boyunca yapamayacak olsanız bile, en azından hafta sonundan bir günü tamamen dijital dünyanın dışında geçirmek sizi dijitale bağımlı olmaktan uzaklaştıracaktır.

Ekran süresi belirlemek
Ekran süresine göre kullanımınızı kısıtlayan uygulamalar da var ancak dijital araçlardan uzaklaşmak için dijital araçlardan yardım almak, en hafif tabirle ayıptır. Dolayısıyla sizin ekran sürenizi belirleyecek en iyi uygulama, sizin iradeniz. Kendinize günlük ekran süresi belirleyin ve bu ekran süresine sadık kalın. Bunu ailenizin diğer fertleriyle beraber yaparsanız çok daha etkili olur elbette.
Biliyorum, yazması / söylemesi kadar kolay değil bu önerileri gerçekleştirmek ancak henüz tam farkında olmasak da dijital obezite çağımızın en büyük sorunlarından biri ve önümüzdeki yıllarda tablo daha da karamsar bir noktaya gelebilir. Unutmayın, teknolojiye çok şey borçluyuz ancak sağlığımızı değil. Sunay Akın da bu yazıyı böyle bitirirdi bence.

















