Covid-19 pandemisinden sonra hayatımızda birçok başlık değişime uğradı. Hem sosyal hem de profesyonel hayatımıza karşı yaklaşımlarımız yeniden yapılandı.
Biz eski biz değiliz artık!
Sektörler arası dengelerin değişimi, dijital etkileşimin artması, yaklaşık on senedir tartışma konusu olsa da uzaktan çalışma sisteminin büyük kitlelerce kabul görmesi ve yeni düzene tam olarak uyum sağlama süreci çalışma hayatı niteliklerinin yeniden gözden geçirilmesine sebep verdi.
Bu yapılanma psikolojik etkiler ile birleşince de ‘irdeleme çağı’ başlamış oldu.
Covid-19 pandemisinin toplumlar üzerinde yarattığı psikolojinin ana hatları şöyle;
İki yıla yakın yaşanan salgın sonrasında sürü hayvanı olan insan ‘shot down’ denen kapanmalar sonrasında ‘zorunlu yalnızlık’ ile tanış oluyor. Bu zorunlu yalnızlık, yaşanılan kaygı, stres, belirsizlik, maddi yoksunluk, sosyal izolasyonun yarattığı ‘kendini oyalama zorunluluğu’ ile de birleşince on kaplan gücünde bir yükü omuzlarımıza bindiriyor salgın döneminde.
Telefonda geçirilen vakit rekor kırıyor. Bunun sonucunda dikkat eksikliğinde ciddi bir artış gözleniyor ki yaşamayan yoktur sanırız.
Farkında olmadan içimize sızan yaşam kültürlerimizin yok oluş anları bugün dönüp bakıldığında ‘gizli depresyon’ ile hayatımıza devam etmeye çalıştığımızı gözler önüne seriyor.
Bu psikolojik ve ekonomik etilerden tabiki iş yaşamı da nasibini alıyor.
Çalışanların büyük bir kısmı artık işe gitmek istemiyor ve yolda kaybedilen vakti ‘ölü zaman’ olarak nitelendiriyor.
Bazı sektörlerin pandemi döneminde kapanmaya gitmesi veya küçülmesi işe olan güvenin kırılmasına, bunun sonucunda da iş-çalışan sadakatinin azalmasına sebep olmuş durumda.
Orta ve uzun vade planlar çalışanların büyük bir kısmı için artık önemsiz. ‘On yıl sonra kendinizi nerede görüyorsunuz?’ filmi vizyondan kaldırıldı. Kimse bilemiyor!
Geçici iş ilişkileri oranı ‘yeni normal’ olarak daha geniş bir kitle tarafından benimsenmekte. Serbest ve bağımsız çalışma daha çok talep görüyor.
İşbirliği hissiyatının azalması iç motivasyonun da aynı oranda azalmasına neden oldu. Üzerimizdeki ölü toprağı hissi bu yüzden.
Yeni sektörlerin ön plana çıkması çalışanların rotalarını yeniden oluşturmasını da etkiledi. Sektörler arası geçişler, kariyer planlarının yapılandırılması, öncelikler, arz-talep dengesi, istihdamın da yeniden şekillenmesine sebep oldu. Merhaba dijital yeni Dünya!
Post Covid sendromu olarak da nitelendirilen bu dönemle ilgili çalışmalar profesyonel dünyada kendimize sağlam bir yer edinme arayışında olduğumuzu, yönetilemeyen iş stresinin artık bir sağlık sorunu olarak kabul edildiğini, heyecan duymaktan uzaklaşıldığını, yaratıcılığın ve takım ruhunun azaldığını, problem çözme becerilerinde azalma olduğunu gözler önüne seriyor. Endüstriden insana büyük bir değişim içinde olma hali hala devam ediyor yani. Çözüm olarak da görünür iş veren, empati yapabilen yönetici, sosyal anlamda desteklenen çalışan, sürdürülebilir kurum kültürü ve kurum içi etkinliklerin yeniden yapılandırılması gösteriliyor. Yani yaşasın daha fazla ‘happy hour’!
Yeni Kankamız: Yapay Duygusal Zekâ
İnsan, sosyal bağlarını geliştirmeye çalıştığı milenyumlar boyunca yalnızlığıyla olan ilişkisiyle de hep iletişim halindeydi. Kimileri böyle şair oldu, kimileri bir...

















