İstanbul’ a yeni taşındığım dönemde, metrobüs sırasında bekliyordum.Kapıların açılmasıyla birlikte tonton bir amcanın dirseğini çeneme yemiş bulundum. Ne olduğunu anlamaya çalışırken, sağ kanattaki boş koltuğa amca oturdu ve bu zafer anının tadını çıkardı. Beni de kırık bir kalp ve acıyan bir çene ile başbaşa bıraktı.
Bu minik dönüm noktası, toplu taşımada hayatta kalmanın önemini anlamama vesile oldu. Çaylaktan mentorluğa uzanan bu yolculuktaki stratejilere gelin birlikte göz atalım. Bu yazıyı okumayı bitirdiğinizde, o koltuğu siz alacaksınız söz!

Son zamanlarda internette sıkça denk geldiğimiz, metroda istifra eder gibi yapıp, kaçışan insanların yerine oturma videoları bizim topraklarımızda işe yaramaz. Öfkeli kalabalığın hıncına denk gelmenin şakası yok malum. Gaz çıkarma şakası belki ama yine riskleri var elbette.
Bu sebeple daha naif bir kaç önerimiz var sizler için.
Kapı Hesabı Yapın: İlk olarak kapı hesabından söz etmek istiyorum. Kapıların nereye denk geldiğine iyice bakın. Özellikle söz konusu ulaşım aracı trense, birkaç denemeden sonra hangi uzunlukta trenin kapılarının nereye geleceğini tahmin edebilirsiniz. Mühendislik sorusu gibi mi geldi? O zaman bu konuya çoktan uyanmış ve kapı hizasında sıraya geçmiş güruha eklenin. Kendinize sırada yer tutun.

Konumunuzu Doğru Belirleyin: Eğer ulaşım aracınız otobüs, dolmuş gibi karayolu araçları ise geniş yerlere geçmeyin. Koltuğun yüzünü göremezsiniz. Önünüzde kocaman bir insan yığını olur. arka kısımlarda bir koltuğun başında bekleYİN. Hatta kalabalığı yarabiliyorsanız hemen en arkaya geçin. Böylece ön ve arkasındaki koltuklarda da hakimiyetiniz artacaktır.
Göz Aşinalığı Edinin: Düzenli kullandığınız bir güzergah varsa, sizin gibi yüzlerce insan olacağı için, kim nerede iniyor göz ucuyla takip ediniz. Siz bindikten birkaç durak sonra inen insanlara göz aşinalığınız olursa kalktıkları gibi koltuğa kendinizi atabilirsiniz. Bu madde biraz zaman alacaktır tabi. Ama biraz gözlem yeterli.

Pembe Yalanlar Söyleyin: Her zaman yenmez ama kritik durumlarda, hafif bir baş dönmesi pembe yalanı da iş görebilir. Ha işi iyice hırsa bindirdinizse karnınıza bir hırka koyup hamile taklidine de vardırabilirsiniz konuyu.
Kartallar Yüksek Uçar: Deniz ulaşımında üst katlar her zaman bankodur. Kolaya kaçmayın, merdivenlere koşun. Üst katlar ilk tercih edilen yerler değildir. Hem cam kenarını kapsanız mesela tatlı olmaz mı? Spotify’dan da güzel bir şarkı. Oh be!

Zamanlama Önemli: Rutin saatinizden 30 dakika erken hareket edin. Örneğin sabah 7 hareket saatiniz ise, 06.30 hayat kurtarıcı olabilir. Hem cayır cayır kalabalık olan zaman diliminden yırtarsınız, hem de işe biraz daha erken gidip güzel bir sabah kahvesi içebilirsiniz.
Bazı deneyimler pişmeyle, bazıları da piştikten sonra demlenerek öğrenilir. Toplu taşımanın yazılı olmayan kuralları da bunun gibi işte… Pişmek yetmez, iyice olmak gerekir ki o güzelim Boğaz manzarasının tadı çıkarılsın. Ne diyelim, koltuğunuz boş, trafiğiniz açık, güzergahınız rahat olsun.


















