Dikkat: Bu yazı gerçek deneyim aktarımına dayandığından tetiklenmeye neden olabilir.
Ben birçok kurtarma eğitimi olan deneyimli bir mağaracıyım. Ve benim hayatım Van depreminden öncesi, sonrası olarak ikiye ayrılır. Bu yazı da deprem bölgelerinde yaşadığım kişisel olayları, izlenimleri, yapılmaması gerekenleri içerir. Şimdiden sürçülisan edersem affola!

Eskişehir’den Van’a doğru yola çıktığımızda bölgeye depremin 3. günü varabildik. Merkeze indiğimizde oluşturulan kriz merkezine geçtik ve yetkililere kayıt yaptırdık. Kimiz? Hangi ekibe bağlıyız vb gibi… Akabinde çadır alanına gidip üzerimizi giydik. Tulumlar önemli. Hem enkazda demirlere takılmamak için hem de diz ve dirsek bölgelerinin korunması açısından. AFAD koordineli olarak bizim gibi birkaç farklı kurtarma ekibiyle beraber araçlarla bir enkaza götürüldük. Akşam saatlerinde vardiyayı devralıp çalışmaya başladık. Bizden önce gelen ekibin elinde binanın krokisi vardı. Önce salon, banyo, yatak odası gibi alanlar için ayrıldık. Ben mutfak alanını kazıyordum. On dakika içinde buz gibi havada kan ter içinde kalıyor insan. Kazıyorsun kazıyorsun sanki bitmiyor. Öyle bir yoğunluk oluyormuş meğer. Kazıldıkça çıkan molozlar metal kovalara konuluyor, oluşturulan insan koridorunda elden ele geçirilerek enkazdan aşağı gönderiliyor. Ne kadar kova varsa süreç de o kadar hızlı ilerliyor. Bu arada takılıp düşebiliyor insan. Neyse ki kasklar var. Bir süre sonra eller su topluyor kazma sallamaktan, çok şükür inşaat eldivenleri var. Zaten demirler ve camlar da kesiyor çalışanların ellerini. O yüzden ekipman önemli. Bir arama kurtarmacı bile eksilmemeli. Zaman değerli.
Derken dinleme cihazları, sessizlik, yaşam koridoru… Kokular yoğunlaşıyor. Tek yerde toplanıyoruz. Orayı kazıyoruz. Vefat edenlere ulaşılıyor yavaş yavaş. O açılan battaniyeler, insanların o hallerinin görünmemesi için. Kapı altına saklanmış insanlara ulaşıldı önce.

Kapı altlarından uzak durun! Kapı altlarında durmak ezilmeye sebep.
Yakınları teşhis ederken zorlandılar. Kapı, kiriş altlarında durmayın ne olur. Eşyaların altına girmeyin.
Sabaha karşı bir alt kata vardık. Orada üç insana daha ulaşıldı. Kanepenin üstünde kalmışlar. Anne ve çocukları…

Eşyaların üstlerine değil yanlarına konumlanın ne olur. Yanına yatarsanız hava alabileceğiniz bir alan oluşacaktır. Sağlam eşyalar sizi ağır yükten ve darbeden koruyacaktır.
Sabah vardiya değişimi yapıldı. Ateşin başına geçtik biraz toparlanmak için. Uyumak imkansızdı. Açtık ama yutkunmak falan zaten zordu. Birkaç saat sonra bir kadına ulaşıldı. Hemen yukarı çıktık. Kazmaya başladı bütün ekipler. Kepçeler sokulmuyor çünkü insanlara zarar gelebilir. Her şey elle, insan gücüyle. Cenaze çıkarılırken uzuvların bazıları yoktu. Yüzünün bir kısmı da yoktu. 21 yaşındaydım ve bir insanın yüzü nasıl olmazdı idrak edememiştim.
Cenin pozisyonunda olmak bu yüzden önemli. Yusyuvarlak olun sağlam bir eşyanın yanında ne olur. Başınızı, bacak ve kollarınızı kendinize doğru çekin.
Yakınları sinir krizi geçirdiler. Sağlık personeli müdahale etti.
Apartman boşluğunda, merdivenlerde yakalanan insanlar için de birkaç kelamım var.

Merdivenlere koşmayın ne olur. Oralara ulaşmak o kadar zor ki! Ayakta durmak darbeyi ilk olarak baş bölgesine almak demek. Ayakta durmayın ne olur. İzmir Depremi’nde bir enkazda merdiven boşluğuna ulaşmak için onlarca insan kazdık. Ulaşılması çok ama çok zordu. Merdivenlere gitmeyin. Oralar binadan en hızlı ayrılan yerlerden…
Biz günler sonra geri dönerken üzerimizde tanımadığımız insanların kanları bulaşmış şekilde, şoka girmiş, tepki veremez hale gelmiştik. Bir çoğumuz yardım aldı. Ben aylarca eve yalnız giremedim. Sürekli istifra ettim. Birkaç sene sonra da panik bozukluk tedavisi görmeye başladım zaten. Her depremde de o travmalar tekrar tetikleniyor.
Deprem çantanızı yakınınıza koyun. Sarsıntı anında cenin pozisyonunda sağlam bir eşyanın yanına yatın. Sarsıntı bitmeden ayağa kalkmayın. Şiddetli depremlerde sağa sola savrulursunuz. Koşmaya kalkmayın ne olur.

Pozisyonunuz doğruysa, yakınınızda su vb bulundurduysanız, camlardan korunmuşsanız kurtulma şansı artıyor, buna hep birlikte şahit olduk.
Ben çareyi her odaya su ve yedek birşeyler koymakta bulabildim. Hala kapımda düdük asılı!
Çantam yakınımda, kafamda olası durumlarda nerede pozisyon alırım planları var. Acı ama gerçek.
Kahramanmaraş merkezli deprem içimizde kocaman bir alev yaktı. Haykırmak geliyor insanın içinden. Kederden tepinmek geliyor. Boğucu bir yas geliyor kalpten. Ölenlere rahmet, kalanlara sabır ve iç serinliği, böylesi bir felaketin de bir daha yaşanmamasını dilerim.
Hepimizin başı sağolsun. 🙏


















