Hüzün Nedeniyle Kapalıyız* - Ofis Press
Salı, Mart 17, 2026
  • Yazarlar
  • Kullanım Koşulları
Ofis Press
  • YAŞAM
  • KARİYER
  • GİRİŞİMCİLİK
  • TEKNOLOJİ
  • MEKAN
  • ETKİNLİK
  • SAĞLIK
  • SANAT
  • SEYAHAT
  • SPOR
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
İŞ İLANLARI
×
Ofis Press
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Anasayfa Yaşam

Hüzün Nedeniyle Kapalıyız*

Bengisu Gençay Bengisu Gençay
13 Şubat 2023
Yaşam
0
0
PAYLAŞIM
209
OKUNMA
Facebook'ta paylaşTwitter'da paylaş

Sayın İşverenler,

İşte size plaza insanlarından bir açık mektup. Her sabah kart basıp girdiğimiz görkemli plaza koridorlarında, içimiz kan ağlasa da vasat gündelik sohbetleri ve güler yüzü sizden esirgemeyen çalışanlarınızdan bir hatırlatma…

Bilgisayarlarımızın başına oturduğumuzda ekrandan bir çift göz bize bakıyor bugünlerde. Yıkıntıların arasında, toz toprak içinde kalmış bir yüzde parlayan bir çift göz, “Ne yapıyorsun?” diyor. “Ben burada nefessiz kalmak üzereyken ne yapıyorsun?” Tam cevap vermeye hazırlanıyoruz ki bir e-mail geliyor. Hazırlamamız gereken bir excel belgesi vardı, onun durumunu soruyorsunuz. Müşteriye göndermemiz gereken listeyi gönderdik mi? Hala cevap yok mu? Size cevap yazmaya çalışıyoruz ama demin bahsettiğimiz o yüz vardı ya. Hah işte onun gözü üzerimizde. Ne diyelim şimdi? Ne cevap verelim? Ya da hanginize cevap verelim? Nefes alamıyoruz Sayın İşveren.

Belki kalbimizdeki ağırlık hafifler ümidiyle Instagram’da gördüğümüz IBAN numarasına yardım yapıyoruz. Hem de hatrı sayılır bir bağış. Peki o ağırlık niye geçmiyor? Geceleri neden dişlerimizi sıkarak uyuyoruz hala? Bir fotoğraf vardı mesela… Bir baba, kaybettiği kızının elini tutuyordu yıkıntıların arasında. Ağlamıyordu, isyan etmiyordu, büyük bir ciddiyet ve ağırlıkla duruyordu. Sıkı sıkı tutuyordu o eli. Gitmesine izin vermemek için. O fotoğrafı gördünüz mü mesela? Son e-mail’inizi onu gördükten sonra mı attınız, önce mi? Karnımız ağrıyor. “Dünya ağrısı” diyorlarmış buna. Biz “Dünya bulantısı” demeyi tercih ediyoruz. Tüm bunlar olurken ben son e-mailinize nasıl cevap vereceğimi bilemiyorum Sayın İşveren.

“Arkadaşlar gündem çok üzücü ama dağılmamamız lazım.” dediniz ya geçen günkü toplantıda. Size dönüp “Koca bir ülke dağılmışken biz dağılmışız çok mu?” diyemedik. Söyleyemediğimiz başka şeyler de oldu. Öfkeyi, çaresizliği, bıkkınlığı bir kolyeye boncuk dizer gibi yan yana dizdiğimizi söyleyemedik. Anasız babasız kalan bir çocuğun elini tutup birlikte susmak varken ilk çeyrek hedeflerimiz boğamıza takıldı. Nasıl olabiliyor? Nasıl her şeye rağmen yürüyebiliyor bu rutin? Sizin ensenizde kimler boza pişiriyor? “Durdurun dünyayı, inecek var!” diyemiyor muyuz hiçbirimiz? Bu gidiş, bir gidiş değil olsa olsa düşüş. Bunu diyemiyor muyuz?

Sayın İşveren şimdi biz yıllık iznimizi alıp deprem bölgesine gitsek neye yararız? İşe yarar insan olmayı size yılda kaç lira kazandırdığımız üzerinden hesaplarken ilk yardım, arama-kurtarma becerisi edinmeyi unutmuşuz. İyi özgeçmişe sahip olmayı bitirdiğimiz okullar üzerine kurmayı öğrenmişken hiçbir yaraya merhem olamıyoruz. Mesela ne aşçılık geliyor elimizden, ne elektrikçilik. Koli yapalım diye gittiğimiz yardım toplama alanında bile “zaten çok kalabalık, yardıma ihtiyaç yok.” cevabını alıyoruz. Biz neye yararız be Sayın İşveren? Sizinle toplantılara girip, excel belgelerinde formül yazmaya mı geldik bu dünyaya? Anlamımız bu mu? Bir hayata dokunma becerimiz bu kadar mı? Oysa sıkı sıkı sarılıp, hüngür hüngür ağlayasımız var enkazdan iki gün önce çıkarılmış Huriye Teyze’ye.

Geçen gün efkarlanıp iki kadeh içelim dedik mesela o bile boğazımıza takıldı. Anlıyor musunuz? Onu bile şöyle iki gözü iki çeşme, salya sümük ağlayarak yapamadık. Kasıldık kaldık. Efendi efendi yorumlar yaptık, “Sorun sistem sorunu abi. İşin temeline inmek lazım.” Falan filan. Sanki bir faydası olacakmış gibi. Olmadı tabii.

Bir de havalı tabirler paylaşıyor psikologlar. “İkincil travma” diyorlarmış yaşadığımıza. Herkes hayata nasıl döneceğimize dair önerilerde bulunuyor. Bunlardan da utanıyoruz. Terapiyi de bıraktık Sayın İşveren çünkü ölümün olduğu yerde daha ciddi ne olabilir ki?**

Üşümek istiyoruz. Plazalarınızın sıcağından utanıyoruz. Tasarım mobilyalarınızdan, dönen koltuklarınızda oturmaktan, “öğlen ne yesek?” diye sormaktan. Utanıyoruz. Deprem bölgesine yüklü bir bağış yaptınız geçen gün. Umutlandık. Derken LinkedIn’de gördük sayın işveren, meğer bizim rakip bağışladı diye açmışsınız kesenin ağzını. Ne diyelim? Yine de bir kişi bile sıcak bir yemeğe, kalacak yere kavuştuysa ne mutlu ama keşke gerçekten istediğiniz için yapsaydınız. Varoluşunuz, varoluşumuz bir işe yarasın diye mesela.

Çok korkuyoruz. Deprem çantaları yapıyoruz. Hesaplıyoruz. Bizim odadan oğlanın odasına koşmak kaç saniye? Derken sabah telefonun alarmıyla kalkıp ofise geliyoruz. Toplantı yapıyoruz. Öğle yemeği yiyoruz. Bu ortamda da satış yapmanın formüllerini arıyoruz. Şirketimiz bu zor günleri bile aşacak. İnanıyoruz. Olacak iş değil, biliyorum. Ama oluyor işte. “Travmada değilmiş gibi çek kanka!” diyoruz hep beraber.

Sizin zamanınız değerlidir şimdi Sayın İşveren, uzatmayalım. Özetle hüzün nedeniyle kapalıyız!

Kaynakça: 

* Hüzün Nedeniyle Kapalıyız, Kostas Mourselas’ın kitabının adı. 

** Genellikle 6.45 Yayınları kitaplarının son sayfasında yazan cümle.

Önceki yazı

Depremde Yaşanan Unutulmaz Hikayeler

Sonraki yazı

Bir Arama Kurtarmacıdan: Depremde Nasıl Hayatta Kalırız?

İlgili içerikler

Yeni Çılgınlığımız Chat GPT 4 ile neler yapabilirsiniz?

Yeni Kankamız: Yapay Duygusal Zekâ

Gülben Şaş
4 Eylül 2025
0

İnsan, sosyal bağlarını geliştirmeye çalıştığı milenyumlar boyunca yalnızlığıyla olan ilişkisiyle de hep iletişim halindeydi. Kimileri böyle şair oldu, kimileri bir...

Hayal Kırıklığı, Engellenmişlik Gibi Duygular İçindeyken Nasıl Rahatlarız?

Çalışmak Özgürleştirir mi?

Özge Bozkurt
13 Ağustos 2025
0

“...İşçilerimiz, yarını kuracak olan işçilerimizBen görür müyüm bilmem, ama kuracaklar mutlakaCoşkuyla çakacaklar her çiviyi, türkülerle dökecekler betonu...”Edip Cansever Nişanyan Sözlük’te...

Özgüven Eksikliğiyle ve Özgüveni Eksik Biriyle Nasıl Çalışılır?

Bir Türlü Olduramadığım Hayatım Üzerine

Özge Bozkurt
15 Temmuz 2025
0

“…Çünkü yaşamım hiçbir şey,Onu kurar ve yeniden yıkarım…”Lâle Müldür “Sen neler yapıyorsun? Sen neyle meşgulsün? Neyle uğraşıyorsun?” Bu aralar bu...

Bizim Büyük İşsizliğimiz

Ev Yapımı Planlar, AI Yıkımı Hayaller

Gülben Şaş
9 Temmuz 2025
0

“Ev gençleri” hakkındaki ilk yazımızın üzerinden yaklaşık üç sene geçti. Ne eğitime ne istihdama katılarak ailesiyle yaşayan 15-30 yaş grubu...

Beyaz Yakalının Krizde Ayakta Kalma Rehberi

Beyaz Yakalının Krizde Ayakta Kalma Rehberi

Özge Bozkurt
27 Haziran 2025
0

“Her şey pahalı, peki ben hâlâ neden aynı maaşı alıyorum?” Son dönemde bu cümleyi kendimize kaç kez sorduk, kim bilir?...

Hayal mi gerçek mi?: Beyaz yakalılar fazla çalışma (mesai) ücreti alabilir mi?

Bizi Terleten Şey Menopoz Değil, Kapitalizm!

Özge Bozkurt
22 Mayıs 2025
0

Soğuk ofisler... Bir türlü ısıtmayan klimalar, yaz ortasında montla oturulan toplantı odaları. Bir ofisin sıradan bir şikâyet listesi gibi duran...

Daha fazla yükle
Sonraki yazı
Bir Arama Kurtarmacıdan: Depremde Nasıl Hayatta Kalırız?

Bir Arama Kurtarmacıdan: Depremde Nasıl Hayatta Kalırız?

Önerilen içerikler

2026’da Ofis Hayatını Değiştirecek Yeni Nesil Yapay Zekâ İK Teknolojileri
Teknoloji

2026’da Ofis Hayatını Değiştirecek Yeni Nesil Yapay Zekâ İK Teknolojileri

Ofis Press
4 Aralık 2025
Yeni Çılgınlığımız Chat GPT 4 ile neler yapabilirsiniz?
Yaşam

Yeni Kankamız: Yapay Duygusal Zekâ

Gülben Şaş
4 Eylül 2025
Hayal Kırıklığı, Engellenmişlik Gibi Duygular İçindeyken Nasıl Rahatlarız?
Yaşam

Çalışmak Özgürleştirir mi?

Özge Bozkurt
13 Ağustos 2025
Ayrılsak da Beraber miyiz?
Kariyer

Ayrılsak da Beraber miyiz?

Özge Bozkurt
30 Temmuz 2025
Özgüven Eksikliğiyle ve Özgüveni Eksik Biriyle Nasıl Çalışılır?
Yaşam

Bir Türlü Olduramadığım Hayatım Üzerine

Özge Bozkurt
15 Temmuz 2025

Bizi takip edin!

İçeriklerimize sosyal medya üzerinden hızlıca ulaşabilmek için hesaplarımızı takip edebilirsiniz.

Instagram LinkedIn

Kategoriler

  • YAŞAM
  • KARİYER
  • GİRİŞİMCİLİK
  • TEKNOLOJİ
  • MEKAN
  • ETKİNLİK
  • SAĞLIK
  • SANAT
  • SEYAHAT
  • SPOR

Popüler içerikler

Şirket Etkinlikleri Zorunlu Tutulabilir mi?
Kariyer

Şirket Etkinlikleri Zorunlu Tutulabilir mi?

Batuhan Durak
9 Temmuz 2024
Grip Mevsimi Geldi, Hastalık İzni Hakkında Her Şey
Kariyer

Grip Mevsimi Geldi, Hastalık İzni Hakkında Her Şey

Av. Ayşegül Ağur
18 Ekim 2023
Kariyer

Ofiste Flört ve Aşk

Şeyda Şıpar
1 Kasım 2022
Hayal mi gerçek mi?: Beyaz yakalılar fazla çalışma (mesai) ücreti alabilir mi?
Kariyer

Hayal mi gerçek mi?: Beyaz yakalılar fazla çalışma (mesai) ücreti alabilir mi?

Av. Ayşegül Ağur
27 Şubat 2024
Depremde Yaşanan Unutulmaz Hikayeler
Yaşam

Depremde Yaşanan Unutulmaz Hikayeler

Batuhan Sarıcan
11 Şubat 2023

Yazarın son içerikleri

Hayatımı Değiştiren Yöneticim

Urla’da Bir Galeri: BE Contemporary

Türkiye Nüfusu Yaşlanıyor

Efe Demir’e Ne Oldu?:

Beyaz Yakalı Çalışanlar Hatay’da Tarih Yazıyor

Ofis Press, iş hayatı, teknoloji, sağlık ve hobi alanlarında online bilgi, kültür ve eğlence platformudur. Ofis Press’in uzman editörleri tarafından hazırlanan özgün içerikleriyle bu alanlarda pek çok bilgi sahibi olabilir, keyifli zaman geçirebilirsiniz.

Ofis Press, iş hayatı, teknoloji, sağlık ve hobi alanlarında online bilgi, kültür ve eğlence platformudur. Ofis Press’in uzman editörleri tarafından hazırlanan özgün içerikleriyle bu alanlarda pek çok bilgi sahibi olabilir, keyifli zaman geçirebilirsiniz.

Kişisel Verilerin Korunması

Aydınlatma Metni

Site Kullanım Koşulları

Çerez Aydınlatma Metni

Elektronik Ticari İleti Onay Metni

Müşteri Yurtdışı Veri Aktarımı Açık Rıza Beyanı

Güncel İş İlanları

Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • YAŞAM
  • KARİYER
  • GİRİŞİMCİLİK
  • TEKNOLOJİ
  • MEKAN
  • ETKİNLİK
  • SAĞLIK
  • SANAT
  • SEYAHAT
  • SPOR
  • İŞ İLANLARI