Panik bozukluğun kitaplarını yalayıp yutmuş biri olarak afetlerden sonra başlangıç çizgisine dönüş insanın ağrına gidiyor diyebilirim. Bazen uzun süre uykuda kalan bu meret, yastığa başını koyunca insanı şöyle bir yokluyor. Milyarlarca kötü senaryo daha hiç yaşanmamasına rağmen gerçekleşmiş gibi vücuda etki ediyor. En basit haliyle adrenalin hormonu yanlış zamanda kana karışıyor.
Medyada yer alan ‘Büyük İstanbul depremi geliyor mu?’, ‘Ege dikkat etsin’ haberleri zaten vücuttaki dengeleri alt üst etti. Anneler çocuklarına, çocuklar ailelerine bir şey olursa korkusu ile anksiyete belirtileri gösteriyor. B planları zihni alabora ederken, yerimizde mıh gibi kalmanın verdiği uyuşma, çaresizlik hissini arttırıyor. Çünkü evet çoğu insan on binlerce lira verip pat diye daha güvenli bir alana geçemiyor. Ya da kırsala kaçıp yeni bir hayat kuramıyor.

Ancak İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ nin oluşturduğu ücretsiz yapı denetim uygulamasından binanızı kontrol ettirip içinizi bir nebze olsun yatıştırabilir ve ya önlem alabilirsiniz. Ya da bulunduğunuz ildeki belediyelerin bu tarz projeleri var ise yararlanmak iyi olacaktır.
Panik bozukluk ve anksiyete, kontrolü çok sever. Her şey kontrol altındaysa güvenli alandasınızdır. İşte tokat gibi çarpan gerçeklerden biri de olası bir afette işlerin asla kontrolümüzde olmadığıdır. Ve bu gerçeğin kendisiyle bile başa çıkmak oldukça zedeleyici böyle dönemlerde.

*Durduk yere nabız hızlanması
* Göğüste sıkışma hissi
* Ani ve soğuk terleme
* Nefes alıp vermede güçlük
* Bulantı
* Ölüm hissi
* Kötü birşey olacağı korkusu
Bunlar, panik bozukluğun belirtilerinden. Şayet son günlerde bu tarz belirtiler gösteriyorsanız yardım alın. Erken tedavi hastalığın seyrinde çok önemli.Ülkemizde ciddi bir çoğunluk Panik Bozukluk tedavisi görmekte. Depresyondan sonraki en büyük oran! Vücudun bir çığlığı bu meret.

Nefes egzersizleri de atak anlarında kurtarıcı. 4 saniye al, 4 saniye tut, 4 saniyede ver!
Bazen susmak ve sadece birilerine sarılmak da tampon oluyor.
Yalnız hissetmemek dinginlik sağlıyor.
Yazabiliyorsanız yazın diyor uzmanlar. Duyguları içerideki kısır döngüye hapsetmek stresi arttırıyor. Birçok insan son afetten beri benzer semptomlar içerisinde. Ağlayın. Ağlamak iyileştiriyor.

Kısacası bir tekamül sınavı daha. Daha çarpıcı, daha pis, daha işin içinden nasıl çıkılacağı bilinmeyen sınavlardan biri daha. Boyumuzu beş metre aştığı için de silahsızım diyerek duygulara teslim oluyor insan. Ama mental sağlığımızın aldığı darbeler uzun vadede hayatımızı çok daha yoğun etkileyebiliyor. Bu noktada bilinçli davranmak ve uzmanlardan yardım almayı ertelememek ise sağlam yapılar kadar hayat kurtarıcı oluyor.
Şifayla…


















