2023’e girmemize az bir zaman kala reklamcılık alanında çalışan fikir işçilerinin haklarını savunmak için örgütlenen Reklamcılar Platformu, geçtiğimiz günlerde 2023 yılı ikinci dönemi için uygulanması gereken taban ücretlere dair bir rapor yayınladı. Açlık ve yoksulluk sınırından İstanbul’daki ortalama kira artışlarına kadar bir dizi veri ile temellendirilen rapordaki tablo hayli çarpıcı.
Şöyle ki, sektörde 1. Seviye, yani 1 ile 3 arası deneyime sahip bir çalışan halihazırda ortalama 13.000 lira maaş alarak çalışıyor. Reklamcılar Platformu’na göreyse 1. Seviye çalışanların alması gereken taban brüt ücret 27.934 lira. Aradaki fark iki katından fazla. Asgari düzeyde bile olması gerekenle gerçekler arasında bir uçurum söz konusu.
Yaratıcı düşüncenin olmazsa olmaz olduğu bir alanda, reklam çalışanları bir konsere, bir festivale gitmek için dişlerini sıkmak, bir şeylerden fedakarlık göstermek zorunda kalıyorlar. Diyelim ki o konsere, o festivale gidebilecek koşulları bir şekilde sağladılar. Üstüne bir de festivalin yasaklanma ihtimalini de hesaba katmak lazım falan. Aslında kültürel, siyasi ve ekonomik olarak birbiriyle iç içe geçen meseleler. Ancak biz yine de, bu yazıyı ekonomik şartlar çerçevesinde tutalım.
Bunun için, dilerseniz hikayeyi biraz geri, 14 Mayıs seçimleri öncesine saralım. O günlerde memurlardan emeklilere, depremzelerden asgari ücretli çalışanlara herkes cumhurbaşkanı adaylarının ve siyasi partilerin gözünde seçim malzemesine dönüşmüştü. Vaatler havada uçuşuyordu. Vatandaşların refahı, adil şartlarda yaşayabilmesinden ziyade verecekleri oy daha önemliydi. Vatandaş dediğimiz de sizsiniz, biziz yani yanlış anlaşılmasın.Nihayetinde seçim süreci tamamlandı. Seçimler bitti, vaat edilen ücret artışlarının bir kısmı gerçekleşti ve halkın ağzına bir parmak bal çalındı. Asgari ücret 11.402 liraya, en düşük memur maaşı 22 bin liraya, en düşük emekli maaşıysa 9 bin 375 liraya yükseltildi. Ücretler yükseltilmişti yükseltilmesine ama çalışanlar için işler daha da kötüye gidiyordu.
Bu şartlarda dahi hayatta kalması, yaşamını sürdürmesi hayli güç olan vatandaş o günden beri markete, pazara, çarşıya her gidişlerinde daha yüksek bir etiketle karşılaştı. Karşılaşmaya da devam ediyor.Gelen zam haberlerinin ardı arkası kesilmedi bu süreçte. %18 olan ürünlerde KDV oranı %20’ye, %8 olanlardaysa %10’a yükseltildi. Pasaport harçlarından ekmeğe, benzinden süte her şeyin fiyatı doğrudan arttı haliyle. Apple son 2 ay içindeki altı kez zam yaptı örneğin.Hal böyleyken Reklamcılar Platformu’nun açıkladığı taban ücret politikası raporu bile gerçeklikten kopuk kalıyor. Türkiye’de yaşamak günden güne zorlaşırken sesini çıkaranlarsa şansları yaver giderse günah keçisi, gitmezse hain ilan ediliyor.


















