New York Üniversitesi’nde profesör olan Selçuk Şirin, ters köşe, dikkat çekici açıklamalarıyla bizi Türkiye’de olup bitenlere bambaşka bir açıdan bakmaya zorluyor. Söyledikleri öylesine ilham verici ki içinde olduğumuz karmaşık gündeme çözüm odaklı bakmak için Selçuk hocanın bazı önemli başlıklarını sizin için topladık.
İstanbul’un taksi sorununu çözerseniz Türkiye’nin bütün sorunlarını çözersiniz: İstanbul’un taksi sorunu iki aklı başında insanın oturup rahatça çözebileceği bir problem diyor Selçuk Şirin. Ancak çözülemiyor. “Bunu çözemediğinizde problem çözme refleksinizi kaybediyorsunuz.” diye açıklıyor ve deprem gibi çok daha karmaşık sorunlarla karşılaştığımızda bocalamamızı buna bağlıyor.

Eğitim şart değil!: İlk okuduğunuzda şok oldunuz değil mi? Şirin, adalet yoksa eğitimin bir işlevi olmadığını savunuyor. Avrupa’dan örnek veriyor. Eğer bisiklet yolundan gitmediği için siz üst düzey bir yöneticiye de sıradan bir çalışana da aynı cezayı verebiliyorsanız o çalışan eğitimli olmasa da söz konusu kuralı öğrenir. Ancak kuralların olmadığı bir yerde insanları eğitirseniz ya ülkeyi terk ederler ya da akıl sağlıklarını kaybederler, şeklinde açıklıyor. Adaletin üstüne eğitimi kurmanın gelişmiş bir ülke olmanın anahtarı olduğunu düşünüyor.
Dünyanın en iyi dönemlerini yaşıyoruz: Şöyle anlatıyor, “İçinden geçtiğimiz dönemde yoksulluk, savaş dünya tarihinin en düşük seviyesinde. İnsanların en hızlı birbirine ulaşabildiği dönem. Bu kadar olanağımız varken çaresiz hissetme hakkımız yok.” Teknolojik olanakların bize yeni bir dünyayı var etme imkanı verdiğini ifade ediyor.

Deprem konusunda bir şey yapmak istiyorsanız çocuklarınıza temel bilimleri öğretin: Cumhuriyet kurulduktan sonra Atatürk’ün ülkemizin bir deprem ülkesi olduğunun bilinciyle müfredata jeloji dersini eklettiğini belirtiyor. Şirin’e göre deprem konusunda bir şey yapmak istiyorsak çocuklarımıza coğrafyayı hem jeolojiyi öğretmeliyiz. Ancak bunu yaparsak o çok beğendiğimiz Japonya gibi bir depremle mücadele sistemi geliştirebileceğimizi belirtiyor. Ve bir örnek veriyor. Japonya’da gerçekleşen büyük bir maden kazasının ardından öyle reformlar yapılıyor ki kömürün üretilme şekli baştan sonra değişiyor.

Travmanın panzehiri rutindir: Her fırsatta kapanan okullara tepkili Selçuk Şirin. Özellikle deprem sonrası travmatize olmuş çocukları tekrar hayata kazandıramanın yolunun rutinlere sadık kalmak olduğunu belirtiyor. Ona göre, okula gitmek, sosyalleşmek, yaşıtlarıyla olmak çocukların en iyi ilacı.
- yüzyılın en önemli becerisi yaratıcı problem çözme becerisidir: İçinde yaşadığımız karmaşık çağda en değerli becerinin yaratıcı problem çözme becerisi olduğunu düşünüyor. Bunun da eleştirel düşünme becerisinden geldiğini söylüyor. Peki bu beceri nasıl kazanılır? Selçuk Hoca’ya göre bunun yolu fen bilgisi, mantık gibi bilimsel bakış, merak ve şüphe yaratan dersleri öğrenmekten geçiyor. Ayrıca Türkiye’de eleştiri kültürü olmadığını belirtiyor. Eleştirinin olmadığı yerde de şüphe, merak ve dolayısıyla yaratıcı problem çözme becerisi yeşermiyor.

Sanayiyi nereye götürürseniz nüfus da oraya gider: 60’ların ikinci yarısından itibaren bütün sanayi İstanbul çevresine yığılıyor ve bütün sorunlar böyle başlıyor Selçuk Şirin’e göre. “Batının 200 yılda yaşadığı göçü biz 3 yılda yaşadık.” diyerek yeşil dönüşümü işaret ediyor.
Türkiye’nin güneş enerjisi için çok uygun bir ülke olduğunu belirtiyor. Almanya bizden çok daha az güneş almasına karşın bizden 10 kat daha fazla enerji üretiyor. Bu tip enerji santrallerinin Anadolu’ya kurarak İstanbul’daki nüfus yoğunluğunu da hafifletebileceğimizden bahsediyor. Bizce çok mantıklı.

Türkiye’nin çözemeyeceği hiçbir sorunu yok: Ona göre geçmişte Kurtuluş Savaşı’nda bunların çok daha ötesinde, karmaşık problemlerle yüzleştik hepsini çözecek mekanizmaları geliştirdik. Dolayısıyla bu çözüm üretme becerisi bizde var. Aynısını yeniden yapabileceğimizi işaret ediyor.

Yaşadığımız bu büyük acıyı eyleme dönüştürmekten başka çaremiz yok: Selçuk Şirin’in üstüne basa basa söylediği bir cümle bu. Deprem sürecinin şokunu atlatmaya başladığımız bu günlerde yapmamız gerekenin harekete geçmek, çözümün bir parçası olmak olduğunu belirtiyor. Eylem iyileştiriyor. Hem bizi hem de bu ülkeyi.
Bu nitelikli zihnin ürettiği düşünceleri takip etmeniz dileğiyle!


















