Ömer Hayyam’ın 11. yüzyılda yazdığı bir rubainin ilk dizesi “Karanlık aydınlıktan, yalan doğrudan kaçar” ünlü düşünür ve futbol duayeni Şenol Güneş sayesinde 21. yüzyılda tekrar hayat buldu. ‘Yalan mı doğrudan kaçar yoksa doğru yalan kadar etkileyici değil midir?’ tartışmasını size bırakıyorum. Çünkü bugünkü konumuz yalanın doğru ile olan ilişkisine felsefi bir bakış açısı sunmak değil, yalanın kurumsal hayattaki varlığını incelemek. Evet, bugün kurumsal hayatta karşımıza çıkan altı büyük yalana göz atacağız.

İş arayan yeni mezun bir gençten yılların yöneticisine herkesin bir şekilde öznesi veya muhatabı olduğu kurumsal hayatın yalanlarıyla yüzleşmeye hazır mısınız? Bahsedeceğimiz kurumsal yalanların bazıları size eski bir dostla karşılaşmışsınız gibi hissettirebilir, bazıları yüzünüzde müstehzi bir gülümseme yaratabilir… Hazırsanız, başlayalım:
Zor Bir Dönemden Geçiyoruz
Aslında yalan sayılmaz. Bu bir gerçek: Zor bir dönemden geçiyoruz. Kiramızı ödeme konusunda zor bir dönemden geçiyoruz, aynı şekilde faturalarımızı ödeme konusunda da… Beğendiğimiz bir kazağı almadan önce milyon defa düşünürken, tüm yıl çalışmanın karşılığında bir haftalık tatil planı yaparken zorlanıyoruz. Ama sen zor bir dönemden geçmiyorsun patroncum. Senin banka hareketlerine, yurt dışı seyahatlerine, eşinin binlerce euroluk çantasına bakınca pek zorlanıyormuşsun gibi gelmedi bana açıkçası.
Biz Bir Aileyiz
Biz bir aileysek mirastan bana da bir pay düşecek değil mi? Yoksa siz de ailenin dolandırıcı dayısı mısınız? Haydi her şeyi geçtim, bu ailenin kayınçosu kim olacak? Kayınçosuz bir aile düşünemiyorum ben. Elti de şart ayrıca. Yani en azından bunları netleştirelim.

Biz Size Dönüş Sağlarız
İnsan kaynakları departmanında çalışan insanlar, bunca işin gücün arasında iş başvurun hakkında seni bilgilendirecek değiller herhalde? Eğer böyle bir dönüş bekliyorsan seninki bir tık arsızlığa girer. Ne münasebet yani. Ayrıca bunu biliyor olman lazım: İnsan kaynakları yetkilisi eski sevgili gibidir. Dönerse senindir, dönmezse hiç senin olmamıştır yeni mezun kardeşim.
Ben Terfi Alman için Olumlu Görüşlerimi İlettim
Elbette ilettin sevgili yöneticim, ben canı gönülden inanıyorum buna. Sen benim hakkımda ne kadar olumlu görüş besliyorsan, ben beş mislini sana karşı duyuyorum zaten. Ekibin maaş bütçesinin ufacık yükselecek olmasının ne ilgisi var benim üç yıldır uzman olamamamla Allah aşkına? Tabii ki direktörün halt yemesi. Yoksa sen… Evet evet, gerekirse senin maaşından alıp bana versinler değil mi?
Çalışma Saatlerimiz Esnek
E süpermiş o zaman. Bu sayede iş – yaşam dengemi daha iyi kurabilecek, daha verimli çalışabilecek, zamanımı daha sağlıklı yönetebileceğim değil mi? Kişisel sınırlarımın ihlali, olur olmaz saatlerde rahatsız edilmem falan böyle şeyler asla yaşanmaz zaten…
Ödeme Bekliyoruz, Maaşlar Birkaç Gün Gecikebilir
Ne acıdır ki bu ülkede sömürü anlayışı öylesine içlerine işlemiş ki patronların, maaşınızı gününde alabiliyorsanız şanslı sayılıyorsunuz. Çünkü maaş tutarlarının gecelik faizleriyle iş yapmaya çalışan ve bunu normalleştiren “şark kurnazı” patronların ülkesi burası. Bir siz akıllısınız zaten…
Bu ve buna benzer onlarca yalanla sık sık karşılaşıyoruz kurumsal hayatta… Peki sizin favori kurumsal hayat yalanınız hangisi?


















