Yaklaşık 50 saniyelik Trenin Gara Girişi filmi, sinema tarihinin ilk filmi kabul ediliyor. 20. yüzyıla beş kala, 1895’te, Fransa’da Lumiere Kardeşler kaydedilen filmin üzerinden 130 yıl dahi geçmedi. Buradan yola çıkarak yedinci sanatın; resim, heykel, dans gibi binlerce yıllık mazisi olan sanat dallarına göre henüz emekleme aşamasında olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz değil mi?
Peki sizce ortaya koydukları vizyonla ve hayal gücüyle tarihin seyrini değiştiren Lumiere Kardeşler Trenin Gara Girişi filmini kaydettikleri gün, Christopher Nolan adında birinin Oppenheimer gibi bir film çekebileceğini düşünebilmiş midir?
Retorik bir soru olduğu için cevap vermenizi beklemeden asıl soruya geçiyorum:
Peki siz 2050 yılında sinemaya gittiğinizde nasıl bir filmle karşılaşacağınıza dair bugünden bir öngörüde bulunabiliyor musunuz?
21. yüzyılın gerçeği: zamanın hızı, yeniliklerin hızına yetişemiyor.
Değişim hayatın her alanında radikal biçimde kendini gösteriyor. Dolayısıyla sanat da form değiştirip yeni bir gerçekliğe kavuşuyor, iş dünyası da.

Evet, yine geldik iş dünyasına. Ey gidi iş dünyası. Sen olmasan biz ne yaparız.
Sinemanın geleceğine dair pek fazla nitelikli çalışma yapılmasa da iş hayatı için durum o kadar vahim değil. Çalışanların iş dünyasında yaşanan bu değişime uyum sağlayabilmesi için sürekli yeni çalışmalar yapılıyor, raporlar hazırlanıyor. Dünya Ekonomik Forumu’nun “İşlerin Geleceği” Raporu da bu çalışmalar içinde öne çıkanlardan biri.
Rapor, 2025’ten 2050’ye doğru giden bir perspektifte bulgular ortaya koyuyor. Dijitalleşme ve otomasyonu merkeze alıyor ve şunu söylüyor: 2025 yılında 87 milyon çalışan işini makinelere devredecek, bununla beraber makinelerle iş birliği halinde çalışması için 93 milyon yeni çalışana ihtiyaç duyulacak.
Hal böyleyken çalışanların yeni dünya becerilerini özümsemesi, iş hayatında var olabilmeleri için gereklilikten öte, zorunluluğa dönüşüyor.
2025 yılında çalışanları bir adım öne taşıyacak 10 yetkinlik de şöyle sıralanıyor:
1. Analitik düşünce ve yenilik
2. Aktif / yaşam boyu öğrenme
3. Eleştirel düşünme, problem çözme ve analiz
4. Yaratıcılık, özgünlük ve girişim
5. Liderlik ve sosyal etki
6. Teknoloji kullanımı, tasarımı ve programlaması
7. Dayanıklılık, stres toleransı ve esneklik
8. Sorun giderme ve kullanıcı deneyimi
9. Sistem analizi ve değerlendirmesi
10. İkna ve müzakere
2030’lara geldiğimizdeyse fiziksel olarak makinelerin çoğu işimizi halledebildiği bir düzenin içinde;
· Yeni anlamlar inşa etmenin,
· Ortaya koyulan fikirlerin ihtiyaçlar doğrultusunda uyumlanabilir ve uyarlanabilir olmasının,
· Yapılan işin farklı disiplinlerle iç içe ve hatta disiplinler üstü olmasının
önem kazanacağını söylüyor.
Rapor, 2050 yılına içinse 5 ana başlığa odaklanıyor:
Bilinir olun
Uzmanlık alanınız ve yetkinlikleriniz çerçevesinde etki alanınızı mümkün olduğunca artırın. 2050 yılında, biliniyorsanız, var olacaksınız.
Makinelerle arkadaş olun
Bu madde, bir bilim kurgu filmi senaryosundan değil. 2050 yılında, insanlarla kurduğunuz iletişim kadar araçlarla kurduğunuz iletişim de önemli olacak. Ayrıca, muhtemelen bir makineyi tanımaya çalışmak, bir insanı tanımaya çalışmaktan daha zor değildir.
Sürdürülebilirlik temel ilke
Hangi alanda çalışıyor olursanız olun ortaya koyduğunuz projenin hem iş hem de gezegen için sürdürülebilir olması son derece önemli. Bugün geldiğimiz noktada sürdürülebilirlik, bugünden itibaren gelecek her yılın en önemli gündem maddesi konumunda.
Bireysellik çağında takım olmak
Herkesin gitgide biraz daha bireyselleştiği ve yalnızlaştığını bir dönemdeyiz. Ancak iş dünyası gelecek on yıllarda da bir ekibin parçası olmayı, takım olmayı daha çok önemseyecek. Dolayısıyla bireysel olarak yapabileceklerinizin sınırlarını aşmak için mutlaka takım bilincini özümseyerek hareket etmelisiniz.
Anlam yaratın
Makinelerin yaptığı işler yaygınlaşsa dahi iş sizde bitiyor. Çünkü makineler anlam yaratamazlar. Zamanın ruhuna, beklentilerine ve içgörülerine göre yeni anlamlar, yeni fikirler ortaya koyacak olan sizsiniz.
Yazının sonunda en nihayetinde şu noktaya değinmekte fayda var diye düşünüyorum: iş dünyasının geçireceği değişim karşısında yeni yetkinlikler, yeni beceri setleri sizin kariyerinizi doğrudan etkileyecek. Bundan kimsenin şüphesi yok. Tüm bu değişime adapte olmanın yolu da yaşam boyu öğrenen olmaktan geçiyor.
Unutmayın, 70 yaşındaki babaanneniz bile size WhatsApp’tan GIF atabiliyorken, sizi hangi yenilik yıldırabilir?
2050 yılında vizyona girecek filmleri de başka zaman konuşuruz.


















