İnternet kullanımı, 1990’larla birlikte yaygınlaşırken, 2000’lerin ilk on yılında ise Web 2.0 devrimi yaşanıyordu. Web 2.0; Twitter, Instagram ve Facebook gibi sosyal medya platformlarının yanı sıra Vikipedi, Youtube ve Blogger/WordPress gibi içeriğin, kullanıcılar tarafından üretilip yayıldığı site veya programlara karşılık geliyor.
Web 2.0’la birlikte artık herkes içerik üretebiliyor; bu sebeple de ifade özgürlüğünü artırdığı ve bilgi paylaşımını demokratikleştirdiği düşünülüyor(du). Buna karşın Web 2.0 platformları (özellikle de sosyal medya mecraları) zaman içinde George Orwell’in 1984 kitabındaki “Big Brother” gibi tek bir merkezden gözetlenmemize yarar oldu.
Bunun en yakın örneğini Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg’in ABD’de federal makamlarda savunmasını yaptığı Cambridge Analytica davasında görüyoruz. Bu olay, sayısı milyonları bulan kişisel Facebook profil verilerinin, üçüncü taraflarla paylaşılmasını içeren büyük bir skandal olarak karşımıza çıkıyor. (1)
Büyük sansasyon yaratan gelişmenin ardından Facebook, popülaritesini yitirmeye başlıyor, yaklaşık 1 milyon kullanıcı, çok kısa bir süre içinde bu mecrayı kullanmayı bırakıyordu. (2) Yakın çevremizde de Facebook kullanımını bırakan birçok insan olduğunu biliyoruz.
Anti-demokratik Sosyal Medya
Son dönemde dijital demokratikleşme konusundaki en büyük sıkıntı, “kafasına göre” yönetilen sosyal medya mecraları olacak gibi görünüyor. Forbes’a göre 199 milyar dolarlık serveti olan Elon Musk’ın, Twitter’ı 44 milyar dolara almasından bahsediyoruz.
Daha CEO’luk görevine gelir gelmez verdiği ültimatomlarla birçok çalışanın işten ayrılması ve bir kısmının da kovulmasının yanı sıra bazı hesapların keyfi olarak askıya alması gibi uygulamalar, sosyal medya platformlarının anti-demokratik uygulamalarından sıdkı sıyrılmış olan kullanıcıların Twitter’dan ayrılmasına neden oluyor.
Twitter, 2021’de net 221 milyon dolar zarar açıklarken, aynı dönemde yıllık kullanıcı sayısı 206 milyondu. (3) Musk etkisinin, kullanıcı sayısı ve şirketin kârını nasıl etkileyeceğini ise henüz bilmiyoruz.Bu süreçte Twitter’a alternatif platformlardan sıkça söz ediliyor. En gözde rakibi Mastodon, sadece 10 gün gibi kısa bir süre içinde yaklaşık yarım milyon kullanıcıyı bünyesine dahil etmiş durumda. Mastodon’un bugün 6 milyona yaklaşan kayıtlı kullanıcısı ve 3,66 milyonu aşan aktif kullanıcısı var. (4)
Şimdi, Rusya doğumlu Alman yazılım geliştiricisi Eugen Rochko (kâr amacı gütmeyen Alman Mastodon gGmbH) tarafından 2016’da piyasaya sürülen bu platform ile Twitter arasında farklara değinelim. Sonrasında da Hive Social’dan bahsedelim.
Mastadon’un Farkı Ne?
Karakter sayısından mustaripler, müjdemizi isteriz! Bilindiği üzere Twitter’daki en büyük sorunlardan biri, boşluklu 140 karakter sınırıydı. Gelen tepki ve taleplerin ardından da bu karakter limiti, 2017’de iki katına çıkarılıyordu. Bu, çoğu kullanıcı için yine de yeterli değil. Bir Mastodon mesajında ise 11.000’e kadar karakter kullanma hakkımız var. Yanlış duymadınız!

Peki ama sayfayı açtığımızda karşımıza hangi içerikler çıkacak? Twitter’da bu, algoritmaya bağlı; Mastodon’da ise bağlı olduğunuz sunucuya dayanarak kronolojik olarak sıralanıyor. (5) Twitter’ın algoritmik önerileri de Mastodon’da yok. Gördüğünüz paylaşımlar, kimi takip ettiğimiz ve onların neler paylaştığıyla ilişkili oluyor. Bununla birlikte Twitter genel reklamlar üzerinden para kazanırken Mastodon’da reklam yerine büyük ölçüde kitlesel fonlama var.
Twitter, merkezi olarak tek bir şirket (ve artık tek bir adam) tarafından kontrol edilirken, Mastodon merkezi bir sistem değil; Mastodon’da, bugün artık tek adam tarafından belirlenen “Twitter Tüzüğü” gibi yekpare kurallar silsilesi yok. Bunun yerine her sunucunun kuralları, onu işleten kullanıcılar tarafından belirleniyor.
Bazı sunucular, kimlerin katılabileceği ve hangi içeriklere izin verileceği konusunda farklı kurallar ve normlar belirliyor. Bu da daha az troll ve taciz demek. Bu tip sunucular, birçok konuda daha amaca yönelik içerik paylaşımı sağlayabilmesi açısından önem taşıyor.
Şimdi gelelim teknik ve çoğumuzun kulak arkası edeceği farklara; Mastodon ile Twitter arasındaki ilk teknik fark: Mastodon “açık kaynaklı” bir platformken, Twitter’ın “kapalı devre” bir sistem olması. Yani Mastodon’un orijinal kaynak kodlarına erişmek ve geliştirme yapmak mümkün.
Görüntü olarak Twitter’ı andıran Mastodon, işleyiş olarak Discord’a da benzetiliyor. Bunun yanında Twitter gibi bir değil, birden çok sunucudan oluşuyor. Sunucu sayısı 10.000 civarında. Birey veya kuruluşlardan oluşan kullanıcılar, bir sunucuya katıldıktan sonra, kullanıcılar o sunucudaki diğer kişilerle sohbet edebiliyor veya fediverse adındaki “birbirine bağlı” Mastodon sunucularından oluşan sanal bir evrende paylaşım yapabiliyor.
Hive Social’ı da Unutmayalım
Mastodon kadar popüler olmasa da yine bir alternatif olarak sunulabilecek Hive Social’dan da bahsedelim. 2019 yılında 22 yaşındaki Kassandra Pop tarafından piyasaya sürülen Hive, yine Musk etkisiyle “tek gecede” bir milyondan fazla kullanıcıya ulaşacak kadar hızlı bir çıkış yapmış durumda. (6) An itibariyle kullanıcı sayısı 2 milyon civarında.
Kendisini, “Satılık olmayan sosyal ağ” olarak tanımlayan Hive, görüntü olarak Twitter ve Instagram’ın birleşimi gibi bir çağrışım yapıyor. Ancak ufak tefek farklılıkları var: Bizim için karakter sayısı kadar önemli mi tartışılır ama profilimize girenleri, seçtiğimiz bir veya birden fazla müzikle karşılayabiliyoruz. Bu, MSN’de ne dinlediğimizi gösterdiğimiz ve otomatik müzik çalmaya başlayan kişisel blog zamanlarına gönderme yapan güzel bir detay.
Bunun yanında Twitter’da galeriye dört kadar görsel koyabilirken Hive Social’da daha fazla görsel koyabiliyoruz. (7) Ayrıca kullanıcılar belli konular (yemek, spor, müzik vb) etrafında bir araya gelebiliyor.
Hive’ın şimdilik en büyük eksiği ise ana akım sosyal platformlarındaki temel güvenlik önlemlerinin ve erişilebilirlik özelliklerinin henüz bulunmuyor olması. Bu arada güncel bir haberi de verelim: Güvenlik açıkları nedeniyle Hive Social sunucuları, sorunlar giderilene kadar geçici olarak kapatılmış durumda. Gelen bilgiye göre sorunlar giderildikten sonra tekrar açılacak. (8)
Şimdi soru şu: Mastodon ve Hive gibi sosyal medya platformları, Twitter’ın yerini alabilir mi? Hacimleri, yaygınlıkları, tecrübeleri ve sağladıkları güvenlik prosedürlerine bakacak olursak bu şimdilik zor gibi görünüyor ama yarının neler getireceğini de bilemeyiz.
Kaynakça
(1) https://www.economist.com/the-economist-explains/2018/04/09/why-is-mark-zuckerberg-testifying-in-congress
(2) https://www.businessinsider.com/meta-facebook-user-numbers-shrink-first-time-ever-2022-2
(3) https://www.businessofapps.com/data/twitter-statistics/
(4) https://fediverse.party/en/mastodon/
(5) https://www.seattletimes.com/business/technology/what-is-mastodon-and-why-are-people-leaving-twitter-for-it
(6) https://twitter.com/TheHIVE_Social/status/1594826587576635392
(7) https://www.wired.com/story/how-to-join-use-hive-social-tips/
(8) https://www.cnet.com/tech/services-and-software/hive-social-temporarily-shuts-down-servers-amid-security-concerns/

Bu süreçte Twitter’a alternatif platformlardan sıkça söz ediliyor. En gözde rakibi Mastodon, sadece 10 gün gibi kısa bir süre içinde yaklaşık yarım milyon kullanıcıyı bünyesine dahil etmiş durumda. Mastodon’un bugün 6 milyona yaklaşan kayıtlı kullanıcısı ve 3,66 milyonu aşan aktif kullanıcısı var. (4)
















