Hangi sektörde veya hangi pozisyonda çalışıyorsanız çalışın, iş hayatının kendine has dinamikleri vardır. Bazen sizin kontrolünüzdeymiş gibi gözükürken işler bir anda sarpa sarabilir. İhtiyaçlarınız ve beklentileriniz karşılıksız kalabilir ya da hiç ummadığınız biçimde işler yolunda gidebilir.
Bazen de kendinizi tamamen işe kaptırırsınız… Hatta öyle ki, işkolik olduğunuzun farkına varamayacak bir bilinç kaybı yaşarsınız. Siz acaba işkolik olup işkolik olduğunu fark edemeyecek durumda olanlardan mısınız?

Çalışmaktan kendinizi alıkoyamıyor musunuz?
İşinize tutkuyla bağlı, yaptığınız işi çok seviyor, beraber çalıştığınız ekip arkadaşlarına karşı sorumluluk hissediyor olabilirsiniz. Burada hiçbir sorun yok. Ancak bu aşırı bağlılık sizin işiniz ile kurduğunuz ilişkiye zarar verecek noktaya gelebilir. İşinize değer vermeniz gecenizi gündüzünü o işe ayıracağınız anlamına gelmemeli.
İşime odaklandıktan sonra kıyamet kopsa umurunuzda olmaz mı?
Ben genelde uykuya daldıktan sonra bu hale geliyorum. Eğer siz bu duyguyu çalışırken yaşıyor, dış dünya ile tüm bağlantınızı koparıyorsanız kısa ve orta vadede çalışma verimliliğinizi artırsanız dahi uzun vadede sizi yıpratan, mental sağlığınızı olumsuz etkileyen bir gerçeklikle yüzleşmek zorunda kalacaksınız.

İş dışında geçirdiğiniz zamanlarda da işlerin ne durumda olduğunu düşünüyor musunuz?
Hayat, hakkında büyük cümleler kurulamayacak, iddialı önermeler sunulamayacak kadar karmaşık. Ancak yine de şunu söylemeye cüret edebilirim sanıyorum: Hayat iş hayatından ibaret değil. Elbette çalışmak, hayatınızın merkezinde olabilir, hayatınızın en hacimli, en değerli parçası olabilir. Ancak yaşamayı, sadece çalışmaya indirgememelisiniz.
İşler ne kadar yoğun olursa olsun, yılgınlık duygusu yaşamıyor musunuz?
Yorulmak nedir bilir misiniz? Yılgınlık, halsizlik, depresyon… Çelikten yaratılmadınız diye düşünüyorum. Ara vermek, işlerden biraz olsun uzaklaşmak, kafa dağıtmak gayet olağan istekler. Hatta sağlıklı bir çalışma performansı sergilemeniz için olması gerekenler.

Mükemmeliyetçilik konusunda başak burcu insanlar elinize su dökemez mi?
Yaptığınız işi en iyi şekilde yapmak istemenizde hiçbir sorun yok. Bu sizin kendinizi aşmak motivasyon kaynağınız da olabilir. Ancak neyi temsil ettiğini tam olarak ifade edemediğimiz “en iyi”ye ulaşma arzusu zaman zaman detaylarda kaybolmanıza, kendinizi yetersiz hissetmenize sebep olabilir. Mükemmeliyetçiliğin tuzaklı bir yol olduğunu unutmamak gerekir.
Birileri tarafından sürekli takdir edilmeyi bekliyor musunuz?
Takdir edilmenin gurur okşayan, tatmin duygusu yaratan bir tarafı olduğunu inkar edemeyiz. Daha başarılı olmak için itici bir güç olduğuna da. Hele ki bu takdir sizin üstünüz olan bir yöneticiden geliyorsa… Birçok durumda geçerli olan cümleyi burada da dile getirmek gerekir: Mutlaka bunun da bir sınırı, ölçüsü olmalı. “Ahmet Bey mesaimiz 9’da başlıyor ama siz bugün 9’a 10 kala ofise geldiniz, bravo size!” gibi bir cümleye ihtiyaç duymamalısınız mesela.

Yaptığınız iş ile ilgili bir aksilik yaşadığınızda suçluluk hissediyor musunuz?
Çalıştığınız şirket babanızın şirketi değilse, iş ile ilgili yaşanan sorunların, aksiliklerin tüm yükünü siz sırtlanamazsınız. Çalıştığınız yerde sizin dışınızda da bir işleyişin olduğunun farkında olmalısınız. Hatta doğrudan sizi ilgilendiren sorunlarda dahi tüm suçu kendinize atmak psikolojik olarak üstesinden gelemeyeceğiniz sonuçlar doğurur. Başarıyı da başarısızlığı da çalışma arkadaşlarınızla paylaşmalısınız.
İşkolik olup olmadığınızı anlamanıza yardımcı olacak 7 soruyu ve eğer işkolikseniz çalışma hayatına nasıl yaklaşmanız gerektiğine dair ipuçlarını sizinle paylaştık. Gerisi sizde. İyi çalışmalar!


















